Türk Nefroloji Derneği'nin “Dünya Böbrek Günü” dolayısıyla düzenlediği toplantıda konuşan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin Yıldız “Toplumda her 6-7 kişiden birinde erken evre kronik böbrek hastalığı mevcut” dedi. Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü olarak belirlenen “Dünya Böbrek Günü”nde kronik böbrek hastalığının önemine dikkat çekiliyor. Türk Nefroloji Derneği (TND) bu yılki Dünya Böbrek Günü kapsamında “Koruyucu Nefroloji” teması altında tüm yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla İstanbul'da basın toplantısı düzenledi. “HER 6-7 KİŞİDEN BİRİNDE ERKEN EVRE KRONİK BÖBREK HASTALIĞI VAR” TND Başkanı Prof. Dr. Alaattin Yıldız, kronik böbrek hastalığının önemli bir toplum sağlığı sorunu olduğunu belirterek, “Ülkemizde 70 binin üzerinde diyaliz, yaklaşık 20 bin böbrek nakli tedavisi gören ileri evre böbrek yetersizliği hastası var. Ancak derneğimiz tarafından yapılan CREDİT çalışmasında da gösterildiği gibi, bundan çok daha yüksek oranda, toplumda her 6-7 kişiden birinde erken evre kronik böbrek hastalığı mevcut. Bu hastalar gelecekte diyaliz hastası olma adayı” dedi. Toplantıda TND yöneticileri şu açıklamaları yaptı: “YÜKSEK TANSİYON HASTALARI, BÖBREK FONKSİYON YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMELİ” - TND Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nurhan Seyahi: “Böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyon arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Böbrek hastalığı yüksek tansiyona neden olurken, yüksek tansiyon da böbrek hastalığını ağırlaştırır ve hastalığın ilerlemesini hızlandırır. Yüksek tansiyon hastalarının böbrek fonksiyon bozukluğu ve protein kaçağı yönünden değerlendirilmesi gereklidir, bu sayede gelişebilecek böbrek hasarı erken evrede tespit edilebilir.” “DİYALİZ HASTALARININ YAKLAŞIK YÜZDE 40'I DİYABET NEDENİYLE BÖBREKLERİNİ KAYBETTİ” - TND Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Arı Bakır: “2021 yılında dünya genelinde diyabet prevalansının 537 milyon olduğu tahmin ediliyor. Önümüzdeki yıllarda bu artış devam ederek sayının 2045 yılında 783 milyona çıkacağı öngörülüyor. Ülkemizde ise 20-80 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğu biliniyor. Bu rakam, yetişkin Türk nüfusun yüzde 15'i anlamına geliyor; başka bir deyişle her 8 kişiden biri diyabet hastası. Diyabet tanısı alan bir birey, kan şekeri kontrolünü ilk baştan itibaren dikkatle sağlayamazsa, yüksek kan şekerinin, yıllar içinde kalbini, böbreklerini, beynini, gözlerini ve tüm damar sistemini harap edeceğini bilmelidir. Diyaliz hastalarının yaklaşık yüzde 40'ı diyabet nedeniyle böbreklerini kaybetmiş bireylerdir.” ZAYIFLAMA ÇAYLARI GİBİ BİTKİSEL ÜRÜNLERDEN UZAK DURULMALI” - TND Saymanı Prof. Dr. Ali Rıza Odabaş: “Toplumda yaygın olan yanlış bir görüş bitkisel ürünlerin doğal olup, zararlı olmadığı. Aynı şekilde dış ortamda, ormandan toplanan mantarlara bağlı ölümcül karaciğer ve böbrek hastalıkları ile sık karşılaşılmaktadır. Bazı zayıflama ürünleri, eklem ağrılarını azaltan Çin çayları içinde böbrek için çok zararlı olduğu gösterilmiş birçok madde mevcut. Bu tür çayların ve bitkisel ürünlerin tüketilmesi ile uzun dönemde diyalize gerek duyulan kronik böbrek yetersizliği, hatta idrar yollarında kanser geliştiği iyi bilinmektedir. Bu nedenle zayıflama çayları gibi bitkisel ürünlerden uzak durulması gerekmektedir.” “BÖBREK HASTALIĞININ ERKEN EVRELERİNDE HASTALARIN YÜZDE 30-50'SİNDE HİPERTANSİYON GÖRÜLÜYOR” - TND Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı: “Böbrek hastalığının erken evrelerinde hastaların yüzde 30-50'sinde hipertansiyon görülürken, böbrek hastalığı ilerledikçe bu oran yüzde 80-90'lara yükselmektedir. Bu nedenle yüksek tansiyonu olan herkeste böbrek hastalığı olma ihtimali vardır. Hipertansiyonu olan kişilerde yılda en az bir kez böbrek sağlığı açısından gerekli tetkiklerin yapılması faydalıdır. Bu hastaların tansiyon kontrollerinin daha iyi yapılabilmesi açısından böbrek hastalıkları uzmanları olan nefrologlara yönlendirilmeleri uygun olur. Tansiyon ve böbrek hastalarının tuz tüketimlerini mutlaka azaltmaları gerekir. Bunun yanında ideal kiloda olmak, düzenli egzersiz yapmak, tütün ve mamullerini kullanmamak ve stresi azaltmak da tansiyon kontrolünde önemlidir.” BÖBREK HASTALIKLARINDA GEBELİKTE BUNLARA DİKKAT - TND Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özkan Güngör: “Hipertansiyon gebelik öncesi dönemde olabileceği gibi gebelikle ilişkili veya gebelik toksemisine bağlı olabilir. Hipertansiyonu olan gebelerde kan basıncını 140-150/90-100 mmHg arasında tutmak gereklidir. Hipertansiyon için ilaç kullanımı konusunda bebeğe geçişi ve yan etkisi en az olan ilaçlar tercih edilmelidir. Proteinüri, idrar tahlilinde protein atılımı olmasıdır. Normal gebelikte idrarla günde 300 miligram kadar protein atılımı normal kabul edilir; daha fazla miktarda olan gebelerin mutlaka nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve takip edilmesi gereklidir.” “İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI BÖBREK YETMEZLİĞİNE NEDEN OLABİLİR” - TND Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Memnune Sena Ulu: “İdrar yolu enfeksiyonları, alt üriner sistem yani idrar torbası ve üretrada olabildiği gibi, üst üriner sistemde yani, üreter ve böbrekte de bulunabilir. Üst idrar yolu enfeksiyonlarında piyelonefrit dediğimiz böbrek dokusunun enfeksiyonu olduğunda böbrekte kalıcı hasar bırakabilir ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Özellikle sık tekrarlayan alt idrar yolu enfeksiyonu olanlarda altta yatan tedavi mutlaka bulunmalı ve erken tanı yapılmalıdır.” Öte yandan Türk Nefroloji Derneği'nin bir ilaç firması ile birlikte yürüttüğü “Sağlıklı Böbrek Sağlıklı Hayat” projesi kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir'i ziyaret eden gezici tırda ziyaretçilerin istekleri doğrultusunda hızlı tanı testleri aracılığıyla idrar tahlili ve kan basıncı ölçümleri yapıldı. İstanbul, Ankara ve İzmir genelinde 989 kadın, 2 bin 9 erkekten oluşan 2 bin 998 katılımcıya yapılan testler sonucunda katılımcıların yüzde 51'inde kronik böbrek hastalığı riski, yüzde 18'inin ise orta-yüksek riskli hastalar olduğu tespit edildi. 1.531 kişiden oluşan tüm riskli katılımcıların sayısı kadınlarda 475, erkeklerde 1.056 oldu. 938 kişiye yapılan tansiyon ölçüm raporuna göre ise yüksek tansiyon ölçümlenenlerin toplam katılımcıya oranı yüzde 31,29 oldu.