Kandilli Rasathanesi'nin yöneticileri İstanbul'da beklenen olağan depreme dair yürütülen çalışmalarda elde edilen bulgularla, Silivri- Kumburgaz- Büyükçekmece'yi içinde bulunduran fay hattında anormallik yaşandığını belirtti. Yapılan açıklamada "olası kırılma beklenen alan " olarak öne çıkan hattın burası olduğunu belirtti.
DENİZ'İN TABANINA ÖLÇÜM CİHAZLARI YERLEŞTİRİLDİ
Prof. Dr. Haluk Özener, bundan 8 yıl önce Japonya'yla Marmara Deniz Tabanı Gözlemevi Projesi'ne başladıklarını ve de bu projeyle çok kapsamlı veriler elde ettiklerini söylerek, şu bilgileri aktardı;
Deniz tabanına yerleştirdiğimiz elektrik alan ölçüm cihazları, tabandaki kabuk deformasyonlarını belirleyen açılma ölçerlerin yanı sıra deniz tabanı mikro-deprem ölçüm cihazları ile tabandaki sismik gözlemlere ait veriler bize yeni bilgiler sundu. İlk bulgular ‘batı paçası’ dediğimiz segmentte yılda 1.5 santim sağ yanal atım gözlemlendi. Yani Kuzey Anadolu Fay Hattı yılda 2.5 santim batıya doğru kayarken, Tekirdağ-Şarköy açıklarından Marmara Ereğlisi açıklarına uzanan fay hattı (batı segmenti) 1.5 santim sağ yanal atım, yine bu segmentte 1 santimlik sürekli enerji salınımı tespit edildi. Bu boşalım diğer segmentlere göre daha düşük bir risk olarak yorumlanabilir.
Tekirdağ-Şarköy açıklarından Marmara Ereğlisi açıklarına uzanan fay hattı (batı segmenti) boyunca yapılan ölçüm sonuçlarına göre bu alandaki deprem riski Silivri’den-Büyükçekmece açıklarına uzanan orta segmentten daha düşük olarak yorumlanabilir.”
BATI FAY HATTINDA RİSK DÜŞÜK
Dr. Doğan Kalafat'da Marmara'dan geçmekte olan Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun iki ana kola ayrıldığını söyleyerek, “Marmara Denizi’nde tek bir fay parçası yok. Birçok fay parçası (segment) var ama biz Kuzey kolu üzerindeki ana fay parçalarını inceliyoruz. Fay zonunun Marmara Denizi’nden geçen Kuzey kolu genel olarak Batı, Orta, Doğu olmak üzere 3 ana parçadan oluşuyor. Batı ve orta segmenteki çalışmalarımız bitmek üzere. İstanbul Prens Adaları açlıklarından Çınarcık-Yalova açıklarına uzanan doğu segmentine ait veriler ise pandeminin sona ermesiyle ele alınacak” şeklinde ifade etti.
Dr. Doğan Kalafat, izleme sonuçlarına dair “Veriler bize batı segmentindeki enerjinin daha yavaş biriktiğini ve bu alandaki depremlerin daha derinde gerçekleştiğini göstermiştir. Bu nedenle de batı segmentte olası deprem olma potansiyelinin göreceli olarak daha az risk taşıdığı şeklinde yorumlanabilir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
250 YILDIR DEPREM OLMAYAN BÖLGEDE RİSK DAHA BÜYÜK
Özel ölçüm cihazlarından alınan bilgilerin analizinden faydalandıklarını belirten Dr. Doğan Kalafat şu analizlerini paylaştı;
"Batı segmentindeki yoğun enerji boşalımı söz konusu. Ancak Orta Marmara’da daha sıkıntılı bir tablo söz konusu. Bu segmentte en son meydana gelen depremin 1766’da olduğu çeşitli bilim insanları tarafından kabul edilmektedir. Yaklaşık 250 yılı aşkın süredir deprem olmamış bir alanda riskin daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca orta segmentte Japonlar ile yaptığımız çalışmada, sismik hızlarda değişkenlikler, hız kontrasları görülmüştür. Düşük hıza sahip alanlarda sismik aktivite daha yüksek ancak sismik aktivitenin düşük olduğu alanlarda sismik hızların yüksek olduğunu gördük. Eldeki verilere göre Silivri açıklarından Büyükçekmece’ye doğru uzanan orta segmentin gelecekte meydana gelebilecek depremler için aday olduğu şeklinde yorumlanabilir.
Hız kontrasları olası kırılmanın olacağı yerleri gösteriyor. Yalova açıklarından Prens Adaları’nın önünden doğru uzanan parçadaki çalışmaları henüz tamamlamış değiliz. Şimdiye kadar elde ettiğimiz verilere göre yüksek anomalilerinin görüldüğü orta segment (Silivri-Kumburgaz-Büyükçekmece) açıkları. Olası kırılmanın beklendiği alan olarak öne çıkıyor.”
ŞİDDETİ 7'NİN ÜZERİNDE OLACAK
Prof. Dr. Haluk Özener, beklenen depremin 7 şiddetinin üzerinde olacağını belirterek, “Başta İstanbul’u etkileyecek Marmara Depremi’nin büyüklüğü 7’nin üzerinde olacak. Tarih veremiyoruz. Bu aşamada yapılabilecek tek şey deprem zararlarını azaltmak” şeklinde ifade etti.
Beklenen depremin tek parçalı bir fay hattı kırılması olabileceği gibi birden fazla kırılmayı da içinde barındırabileceğini söyleyen Haluk Özener “Marmara Denizi’nin altından geçen tek bir fay parçası yok. Birçok ve birbirinden farklı kırık parçaları söz konusu. Her bir kırık parçası kendine has özellikler barındırıyor. Batı segmentinde daha derinde depremler olurken, orta segmentte depremler daha sığ gerçekleşiyor. Ancak ‘Orta segment’in belli yerlerinde ise hiç deprem aktivitesi görülmemektedir” ifadeleriyle belirtti.