Seferihisar'da Organik Vadiye JES Tehdidi! "Santral Buharı Çok Yoğun Salınıyor"
"TALAN HER DAMARA YAYILMIŞ..."
Ener, bu bölgenin organik sebze ve zeytincilikle ünlü olduğunu belirtirken, şöyle devam etti:
"Burası İzmir'in en fazla zeytincilik üretimi yapılan alanı. Buradaki insanlar tarımdan vazgeçmek istemiyor. Burada kalıp yaşamlarını sürdürmek istiyorlar. Gördüğümüz arkamızdaki tüm alanlar zeytinlik... Hiçbir engel olmadan, tüm canlıların bir arada yaşadığı alanlar... Tarımda yaşayan bu insanlar, hizmet sektörüne göç etmek istemiyor. Bırakın artık köyler yaşamaya devam etsin. Bırakın buradaki alanlar korunsun. Mevcuttaki bütün tarım alanlarına şu andaki yasalarla, isteyen istediği yerde maden ocaklarını, JES'ini, HES'ini, RES'ini yapmak istiyor. Bu vadide 46 adet jeotermal sondaj kuyusu açılmak isteniyor. 46 adet... Ve 2 tane jeotermal enerji santrali... Şu anda mevcut zaten 1 tane aktif var. Ve 3 tane RES (rüzgar enerjisi santrali) ve 2 tane GES (güneş enerjisi santrali)... Bunları söylerken bile gerçekten insan zorlanıyor. Sayısını tutmak, bunlarla mücadele etmek bile insanı zorluyor. Bu kadar talan artık her yere, her damara yayılmış durumda. İnsanlar artık köylerinde bu tür şeylerle uğraşmaktan ziyade, üretmek, üretim yapmak istiyor. Biz tarımsal alanlarımızın artık korunması yönünde kararlar alınmasını istiyoruz."
"TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMEZ..."
Tarım alanlarını yok edecek kararlardan bir an önce geri dönülmesini isteyen Galip Ener, "Bu alanlar 'özel tarım arazileri' olarak belirlenmeli. Bu alanlarda artık tarım desenleri değişmemeli. Artık ülkedeki sulu tarımdan vazgeçilmeli. Sulak alanlar yok edilmemeli. Zeytinliklerimiz, canlarımız yok edilmemeli. Artık bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Bizim elimizdeki bu değerlerin gerçekten artık korunması lazım. Dışarıdan bir ürünle, ürün ticaretiyle Anadolu'nun var olan ürünleri yok edilmemeli. Bir atasözü vardır; taşıma suyla değirmen dönmez" diye konuştu.
Bunlar da ilginizi çekebilir