Üçüncü indirim kararının ardından faiz oranı yüzde 10,5 oldu. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yaptığı açıklamada, "Kurul, takip eden toplantıda benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır" dedi.

TCMB açıklamasında "Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir." denildi.

Açıklamada, "İmalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların, iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri yakından takip edilmektedir. Kredi, teminat ve likidite politika adımları, para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir" ifadeleri kullanıldı.

MERKEZ BANKASI'NDAN YİNE FAİZ İNDİRİMİ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçen ayki faiz indirimi kararının ardından yaptığı açıklamada “Yıl sonunda temennim tek hanelere indirmeliyiz” demişti.

Erdoğan’ın açıklaması nedeniyle piyasa beklentisi de yüksek enflasyona rağmen bugünkü toplantıda faiz indirimlerinin devam edeceği yönündeydi. Piyasa beklentisi 100 baz puanlık indirim olacağı yönündeydi.

TCMB son bir yılda politika faizini yüzde 19’dan yüzde 11’e indirirken, resmi tüketici enflasyonu yüzde 19’dan yüzde 83’e yükseldi. Bu dönemde dolar/TL de 8,30’dan 18,60’a yükseldi.

PİYASALAR NE BEKLİYORDU?

Ekonomistler politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 11'e çekilmesini bekliyordu.

MERKEZ BANKASI'NIN YIL SONU ENFLASYON TAHMİNİ

Merkez Bankası, yılın üçüncü enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 42,8'den yüzde 60,4'e yükseltmişti. Ağustos ayı itibarıyla enflasyon yüzde 80,21 düzeyinde bulunuyor.

"ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ FİYATLARI ARTIŞ EĞİLİMİ SÜRÜYOR"

Para Politikası Kurulu'ndan faiz kararına ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir.

BÜYÜMEDE YAVAŞLAMA

2022'nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, imalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri yakından takip edilmektedir. İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır.

Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını güçlendirmeye devam edecektir.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.