Malatya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, Malatya Şeker Fabrikası’nda sadece 8 bin ton kaldığını belirterek, "Zaten 45 bin ton şekerden 8 bin ton şeker kalmış, diğerinin nereye gittiği belirsiz. Milletvekilinin ortak olduğu firma bayiliği çekse ne olur, çekmese ne olur? Malatya’da bu işi 8-10 stokçu, karaborsacı götürüyor. Esnafa sorun, bir torba şeker var mı? Yok" dedi. MESOB Başkanı Şevket Keskin, bugün esnafı ziyaret ederek sorunlarını dinledi. Keskin, esnaf ziyaretlerinin ardından yaptığı açıklamada, yaşanan şeker krizine dikkat çekti. Keskin, "Vatandaşa sorun, 5 kilo şeker alabilmek için makarna ve başka şeyler de almak zorunda kalıyor. Gündemde 'Esenlik niye bu şekeri alıyor' soruları var. Bunu gidip belediye başkanına soracaklar. Bizim tek istediğimiz, direkt fabrikadan halka satılması. Biz şekerimizi istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz" diye konuştu. "KDV İNDİRİMİYLE BİR ŞEY FARK ETMİYOR" Keskin, Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın "Temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV'sini yüzde 18'den yüzde 8'e indirme kararı aldık” açıklamasına ilişkin, "KDV’de indirime gidilmesi devletin bu KDV’de zarar ettiğini gösterirken bu indirimle hiçbir şey fark etmedi. Bunun içerisine indirdiler, bindirdiler. Bunu defalarca söyledik, kontrol yok. Kontrolün olmadığı bir yerde siz KDV’yi ne kadar indirirseniz indirin vatandaşın bundan faydalanması çok zor. Birimlerin çıkıp ciddi bir kontrol yapması gerekiyor. Fahiş fiyata satan, stokçuluk ve karaborsacılık yapanlara fırsat vermemek lazım” dedi. “İNSANLAR MARKETLERE HÜCUM ETMESİNLER” Vatandaşlarda da uyarılarda bulunan Keskin, şunları söyledi: “Türkiye’de kıtlık olmaz. Vatandaşlarımız, kendilerine 5 kilo yağ lazımsa 10-15 kilo almasınlar. Kendilerine 5 kilo şeker lazımsa 20 kilo almasınlar. Gerçi şeker de yok ama… İnsanlar marketlere hücum etmesinler. Böyle yaparlarsa marketlerin iştahını kabartırız. Onların beklentisi market raflarının boşalması. Öyle olunca raflarına zamlı bir şekilde o ürünleri koyarlar. Bu da vatandaşa yansır.” "ŞEKER DİREKT ESNAF VE VATANDAŞA VERİLSİN" Keskin, bir gazetecinin “Milletvekili Hakan Kahtalı’nın ortağı olduğu şirketin şeker bayiliğini bırakmasının ardından yeni tedarikçi firmanın sadece Esenlik şirketine şekeri vermesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz” sorusuna şöyle yanıt verdi: "Atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Malatya Şeker Fabrikası’nda 45 bin ton şekerden 8 bin ton şeker kalmış. Bu şekeri başka yere vermeyip sadece Malatya’ya verseniz 2 ay dayanır. Ondan sonra şekeri nerede bulacağız? Tarladan fabrikaya geldi, fabrika da TÜRKŞEKER’E verdi. TÜRKŞEKER 254’ten fabrikadan aldı, 280’e kendi maliyetini yaptı ve bir şirketin cüzdanla vicdanının arasında bıraktı. Bugün şeker 900 TL’ye kadar yükseldi. Şirkete verdi, şirket başka bir şirkete verdi, o şirket marketlere dağıttı, marketler esnafa verdi. Ne oldu, beş kalem yükseldi. Her biri 5-10 lira zam koyarsa zaten şekerin fiyatı da kendiliğinden yükseliyor. Bizim istediğimiz, fabrikada üretilen şekerin direkt esnaf ve vatandaşa verilmesidir. "ŞEKERİMİZİ VERİN NE YAPARSANIZ YAPIN" Bu şeker bütün Malatya halkına lazım ama bugün bakıldığında şekerin torba fiyatı bir ara bin 200’e kadar çıktı. Yazık, günahtır. Siyasilerimizin bunun üzerine eğilmesi gerekiyor. Birinin bırakıp diğerinin alması hiçbir şeyi değiştirmez. Zaten 45 bin ton şekerden 8 bin ton şeker kalmış, diğerinin nereye gittiği belirsiz. Milletvekilinin ortak olduğu firma bayiliği çekse ne olur, çekmese ne olur? Malatya’da bu işi 8-10 stokçu, karaborsacı götürüyor. Esnafa sorun, bir torba şeker var mı? Yok. Vatandaşa sorun, 5 kilo şeker alabilmek için makarna ve başka şeyler de almak zorunda kalıyor. Gündemde 'Esenlik niye bu şekeri alıyor' soruları var, bunu gidip belediye başkanına soracaklar. Bizim tek istediğimiz, direkt fabrikadan halka satılması. Biz şekerimizi istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Üreten, her şeyi yapan biz, ama şekere ulaşamayan da biziz. Şekerimizi verin, ne yaparsanız yapın. Vicdanınızı bir yere bırakıp cüzdanınızla uğraşıyorsunuz. Cüzdan sizin olsun, vicdanı bize bırakın.”