‘Kuruyemiş alerjisi son 20 yılda 3 kat arttı’
‘SON 20 YILDA 3 KATI KADAR ARTIŞ YAŞANDI’
Besin alerjilerinin ülkelerin tüketim alışkanlıkları ile ilgili bir durum olduğunu ifade eden Şekerel, şunları söyledi:
“Kuruyemiş alerjilerinin sıklığına baktığımızda Türkiye özelinde son 20 yılda 2 ile 3 katı kadar bir artış yaşandığını görüyoruz. Bu esasında Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki birçok devlet için de geçerli bir durumdur. Tüketim alışkanlıklarımız değişiyor. Tüm dünyada kabuklu ağaç yemişleri yani fındık, antep fıstığı, kaju, ceviz ve badem tüketiminin arttığını görüyoruz. Örneğin, Avustralya’ya, Çin’e baktığınızda kaju fıstığı çok fazla tüketilir. O ülkelerde kaju alerjisini daha fazla görürsünüz. Türkiye özelinde ise, fındık bir numaralı sorundur. Türkiye, dünyadaki fındık üretiminin yüzde 75’ini gerçekleştiren bir ülkedir. Özellikle kakaolu ürünlerin içerisine fındık fazlasıyla giriyor. Dolayısıyla kişi oturup bizzat fındık yemese bile kakaolu ürünler tükettiğinde fındıkla karşılaşır. O yüzden Türkiye’deki bir numaralı sorun fındık alerjisidir. Ayrıca dünyada en fazla antep fıstığı tüketen toplumuz. Öte yandan pandemi döneminde de kuruyemiş tüketimi daha fazla oldu. Hastanemize pandemi döneminde çok sayıda hasta başvurdu. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerji Kliniğini olarak Türkiye’nin genellikle en ağır hastalarını gördüğümüz bir kliniğiz. Bu zamana kadar astımların ön planda olduğu bir hasta popülasyonumuz vardı. Pandemi dönemine baktığımızda çocuklarda astımın azaldığını çünkü çocuklar enfeksiyonla karşılaşmadıkları için astım atakları yaşamıyorlar; astım hastalarımız 10’da 1’e düşerken, besin alerjisi olan hasta sayılarımız 3-4 kat arttı. Biz şimdi daha fazla besin alerjisi hastası görür duruma geldik.”
‘TEDAVİ OLANAKLARI KISITLI’
Besin alerjisi ile ilgili tedavi olanaklarının çok kısıtlı olduğunu dile getiren Şekerel, “Öncelikle ailenin bu besini tüketmemesini istiyoruz. Tükettiği zaman özellikle kuruyemiş alerjisinde en ağır reaksiyonu veren alerjilerdendir. Nefes darlığı, tansiyonda düşme, yüz ve göz şişmesi ile kabarma gibi önemli yakınmalar olabiliyor. Son yıllarda ‘immünoterapi’ dediğimiz besinden az az vererek vücudun bağışıklığını güçlendiremeye yönelik bir takım tedavi yaklaşımları var. Başarı oranları rutin değil. Bazı ilaçların bunlara karşı tepkiyi koruyucu olduğu gösteriyor ama rutine girmiş değiller. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde yeni tedavi olanaklarının hızla piyasaya gireceğini bekliyoruz” dedi.
Bunlar da ilginizi çekebilir