Türk Tabipleri Birliği Tıp Öğrencileri Kolu (TÖK), Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Merkez Öğrenci Yurdu'nda hayatını kaybeden Hasan Can Çobananmak istedi. Polis, anmaya izin vermedi. TÖK'ten Helin Çakır, "Bu sadece Hacettepe Üniversitesi'ne özel değil aksine pek çok yurtta revirler işlevsiz ya da yok. Bizler, bu koşullarda barınmaya çalışıyoruz bu da sağlıklı olma halimize tehdit oluşturuyor" dedi. ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Uğurlu ise, "Türkiye'nin en nitelikli hastanelerinden birinin kampüsünün içinde yaşanan bir olaya belki de ölümün gerçekleşmeyeceği bir olaya müdahale edilmedi. Burada büyük bir ihmaller zinciri var" diye konuştu. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Hasan Can Çoban, 2 Nisan'da üniversitenin yurdunda, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. “Mavi kod” sisteminin çalışmadığı, ambulansın yurt önüne kurulan hediyelik eşya çadırları nedeniyle içeri giremediği iddia edildi. Türk Tabipleri Birliği Tıp Öğrencileri Kolu, Hasan Can Çoban’ın ölümünde “ihmaller zincirinin etkili olduğu iddiasına dikkat çekmek için bugün, Hacettepe Üniversitesi Sıhhıye Yerleşkesi’nde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak polis, öğrencilerin açıklama yapmasına izin vermedi. Öğrenciler, yerleşke içinden çıkarıldı. "SAĞLIKLI OLMA HALİMİZE TEHDİT OLUŞTURUYOR" Türk Tabipleri Birliği Tıp Öğrencileri Kolu'ndan Helin Çakır, Hasan Can Çoban'ın bir tıp fakültesi hastanesinin içinde bulunan yurtlarda yaşadığına dikkat çekti. Çakır, şunları söyledi: "Türkiye'nin en büyük üniversite hastanelerinden birinde barınıyordu. Biz kampüsümüzde hayatını kaybeden arkadaşımızı anmak için toplandık ama Dekanlık, üniversite, polis, devlet iş birliğiyle karanfil bırakmaya dahi izin vermediler, buna dahi tahammülleri olmadığını söylediler. Vefat eden arkadaşımıza ilk müdahale edenler Tıp Öğrencileri Kolu üyesi intern arkadaşlarımız aslında biz olayın bir tanığıyız. Acil mavi kod uygulamalarının keyfi olarak değiştirilmesi, ambulans yollarının kapanması ve yurtta yeterli ekipmanın asla bulunmaması gibi sebeplerden dolayı arkadaşlarımız yeterli müdahaleyi de gerçekleştiremediler. Bu sadece Hacettepe Üniversitesi'ne özel değil aksine pek çok yurtta revirler işlevsiz ya da yok. Bizler, bu koşullarda barınmaya çalışıyoruz bu da sağlıklı olma halimize tehdit oluşturuyor." "ANMAYI BİLE ENGELLEMEYE ÇALIŞIYORLAR" ATO Yönetim Kurulu üyesi Ayşe Uğurlu ise, polisin engellemelerine tepki gösterdi. Uğurlu, polisin kendilerine öğrencilerin onları istemediğini söylediğini belirterek şunları söyledi: "Bu da son derece ilginç. Şimdiye kadar yaptığımız hiçbir etkinlikte, etkinlik yapanlara inisiyatif bırakmazken, şimdi bunu yaptıklarını belirtmeleri üzücü. Yapılan ihmaller zincirini ortaya çıkarmak istedik. Tek yapmak istediğimiz dayanışmak. En doğal hakkımız olan bir anmayı bile engellemeye çalışıyorlar. Kriminalize etmeye ve diğer hemşirelik öğrencilerini bizim kışkırttığımızı söylediler. Hepsini kınıyoruz. Polisin bu güvenlikçi tedbirlerinden vazgeçmesini istiyoruz. Türkiye'nin en nitelikli hastanelerinden birinin kampüsünün içinde yaşanan bir olaya, müdahale edilse belki de ölümün gerçekleşmeyeceği bir olaya müdahale edilmedi. Burada büyük bir ihmaller zinciri var." "HEMEN YANINDAKİ HASTANE ONA NE KADAR UZAK" SES Ankara Şubesi Eş Başkanı Kubilay Yalçınkaya, "Hemen yanındaki hastanenin ona ne kadar uzak olduğunu gördük. Bu nedenle yerinde müdahalenin başta yurtlar olmak üzere bir an önce sağlanmasını istiyoruz" diye konuştu. NE OLMUŞTU? Hasan Can Çoban, 2 Nisan gecesi; kaldığı Hacettepe Sıhhiye Merkez Öğrenci Yurdu'nda kalp krizi geçirdi. Yurt öğrencileri, Çoban'ı yerde yatarken bulmuştu. Bu sırada, ambulans çağrıldığı ve “mavi kod” verilmeye çalışıldığı; ancak ambulansın, yurt önüne kurulan hediyelik eşya çadırlarından dolayı içeri giremediği belirtilmişti. Çoban'ın ölümünün ardından mavi kodun aylar önce değiştiği ancak öğrencilere bu konuda bilgi verilmediği ifade edilmişti.