CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, seçim mevzuatında yapılan değişikle seçim kurulu başkanlarının en kıdemli hakim yerine kıdemli hakimler arasından yapılacak kura çekimiyle belirlenecek olmasına ilişkin, “60 yıldan beri ilçe seçim kurullarında kıdemli hakimler görevdedir. Ne oldu da şimdi kıdemli hakimleri kenara alıyorsunuz, birinci derece hakimlerin arasından kura çekiyorsunuz? Türkiye’nin yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde yetiştirdiği liyakat sisteminin tamamen içini boşaltmaya çalışıyorsunuz. Bunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz" dedi. Engin Özkoç, bugün KRT’de Savaş Kerimoğlu’nun ‘Günaydın Türkiye’ programına katılarak gündemdeki konuları değerlendirdi. Özkoç, TBMM’de dün kabul edilen ve seçim mevzuatında değişiklik yapan yasayla seçim kuruluna başkanlık yapacak hakimlerin en kıdemliler yerine birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından seçilecek olmasını şöyle eleştirdi: “60 yıldan beri ilçe seçim kurullarında kıdemli hakimler görevdedir. Ne oldu da şimdi kıdemli hakimleri kenara alıyorsunuz, birinci derece hakimlerin arasından kura çekiyorsunuz? AKP il başkanını getirip hakim savcı yapmışsınız ama kıdemli hakimleri tombala torbasına sokacağız. Türkiye’nin yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde yetiştirdiği liyakat sisteminin tamamen içini boşaltmaya çalışıyorsunuz. Bunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz.” Özkoç, seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirilmesine ilişkin de “Seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesinin nedeni, aslında demokrasi ve özgürlüklerle ilgili değil. Onu oraya çekmenin nedeni, sana bugüne kadar koltuk değneği olan MHP, vatandaşın gözünde yerle bir oldu. Yüzde 7’lerin altına geriledi. Sen, ‘Acaba onu sistemin içerisinde tutabilir miyim’ diye çaba gösteriyorsun. AKP’yle 20 yıl önce yola çıkan insanlar AKP’yi bırakmışlar, terk etmişler. MHP’nin onları nerede yolda bırakacağı belli değil. Bunu görüyorlar, biliyorlar ama her şeye rağmen MHP’nin bu isteğini geri çeviremiyorlar. Bizi ilgilendirir mi? Seçimlerde önüne engel mi olur, olmaz” diye konuştu. “PARLAMENTER SİSTEME GERİ DÖNECEĞİZ DEMİYORUZ. BİZ YENİ BİR SİSTEME ADIM ATACAĞIZ DİYORUZ” Özkoç, şunları söyledi: “Tarımı Türkiye’nin bir numaralı ekonomisinin başını çekecek sistem haline getirebilmek için girdi fiyatlarını açık ve net bir şekilde düşüreceğiz. Yatırımcılar Türkiye’ye gelmiyor. Neden gelmiyorlar? Türkiye’de adalet sistemi olmadığı için. Biz, Millet İttifakı olarak geldiğimizde, tüm dünya bilecek ki Türkiye’de hukuk sistemi işleyecek. ‘Parlamenter sisteme geri döneceğiz’ demiyoruz. Biz, ‘Yeni bir sisteme adım atacağız’ diyoruz, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e’ diyoruz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de asıl olan Meclis’tir. Hakimiyetin adalete ve hukuka verilmesidir. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ DEVLETİ TANIYAN BİRİSİ OLACAK” Biz, adayımızın, cumhurbaşkanımızın nasıl bir aday olacağını söylüyoruz. Kim olacağını söylemiyoruz. Kim olduğundan daha önemli nasıl birisi olacağı. Egosu, kibri olmayacak. Öncelikli olarak kendisini değil, ülkesinin çıkarlarını düşünecek. Devleti tanıyan birisi olacak. Devletin kurumlarından süzülen, bürokrasiyi bilen, sistemi bilen birisi olacak. Geldiği zaman o güçle başı dönmeyecek. Elinde daha önce bulundurduğu güçleri millet menfaatine kullanmış bir kişi olacak. “SEN ZENGİNLİĞİ DOLAR ZANNEDİYORSUN” Sen, sarayda AKP eski milletvekillerini ve il başkanlarını ağırlıyorsun milletin parasıyla. Ondan sonra da diyorsun ki ‘Akşam yatarken de manda yoğurdu yiyin’ diyorsun. Türkiye’de süt hayvancılığı tamamen ortadan kalkmışken sen, kalktın gittin, Katar’a binlerce hayvan gönderdin. Bu yaptığın ihracatla aslında eti bir anda, kıymayı bir anda yüzde 48 oranında fırlatmak zorunda kaldın. Bir ülkenin zenginliği aslında sadece parasıyla ilgili değildir. Topraklarının bereketiyle ilgilidir. Ağacıyla, deniziyle ilgilidir. Sen, sadece zenginliği dolar zannediyorsun. Ama yaşayan insanlar, toprağın içerisinden gelen insanlar paradan daha değerli olanın toprak olduğunu vurguluyorlar. “1 DOLAR SENİN SAYENDE 15 DOLAR OLDU” Türkiye’de üretim yok. Tarımda, sanayide üretim yok. Serbest rekabet koşulları ortadan kalkmış. Dünyada savaş var, sen kalkıp, ‘Ben politik faizi düşüreceğim, dolayısıyla enflasyonu düşüreceğim’ diyorsun. ‘Ben dehayım’ diyorsun. Bir dolar, senin sayende 15 dolar oldu. Ekonomi dâhisi, kendi parasını değerli kılan kişidir. Politik faizi düşürdün. Döndün millete dedin ki ‘Ben faize karşıyım, faizi düşürdüm’ dedin. Senin aldığın bu tedbirden dolayı dolar artınca borcumuz da iki kat arttı mı, arttı. Borcumuz faiz borcudur. Sen, Türkiye Cumhuriyeti’nin kasasında 128 milyar doları varken kasasında doları olmayan, Türk lirası olmayan, altını olmayan, eksi 47 milyar dolarlık borcu olan bir ülke konumuna getirdin damadınla. Milletin parasını faize yatıran bir lider olarak Recep Tayyip Erdoğan günahkar bir insandır. Böyle bir insanın ‘Ben ekonomiyi biliyorum’ diye böbürlenmesi trajikomik bir olaydır. “20 YILIN SONUNDA HEDEF OLARAK KOYDUĞUNUZ TEK BİR ŞEYİ DAHİ GERÇEKLEŞTİREMEDİNİZ” Siz, iktidara geldiğinizde 2023’e 100. yıl hedefi koydunuz. Dediniz ki ‘Dünya ekonomisinde ilk 10’a gireceğiz’ dediniz. Biz, bir yıl içerisinde dünya ekonomisinde ilk 10’a girebilir miyiz? Mümkün değil gibi gözüküyor. Avrupa Birliği’ne girememek için Türkiye’de ne kadar demokrasi karşıtlığı varsa Fethullah ve terör örgütünü göreve getirdiniz. Akademisyenleri, öğretmenleri, öğrencileri cezaevlerine attınız. Sadece konuşuyorlar diye. İçeride ölen insanlar oldu. Türkiye’nin çocuklarını Suriye’ye gönderdiniz. Ne oldu ya İdlib? Orada 33 tane evladımız öldü, onun hesabını soramadınız. Bir Amerika’ya bir Rusya’ya yanaştınız. Ticaretin içini de boşalttınız. Ekonomiyi yok etmek için ne hamle gerekiyorsa onu yaptınız. ‘Taksim Meydanı’nda 1 Mayıslar kutlanacak dediniz’, oraya gelen insanları döverek ‘burada yapamazsınız’ noktaya geldiniz. 20 yılın sonunda hedef olarak koyduğunuz tek bir şeyi dahi gerçekleştiremediniz. Şekere yüzde 31 zam yaptınız. AKP Milletvekili çıkıyor diyor ki ‘Şeker fiyatları yüzde 31 düşmüştür’ diyor. Sadece saraya yaranabilmek için bu kadar net bir yalan söylüyorsa AKP’nin geldiği yer çok nettir. Bir başka AKP milletvekili de çıktı dedi ki ‘Şeker fabrikalarını siz sattınız’ dedi. ‘Bir yalanı 40 kere söylersen millet inanır’ hareketiyle geldikleri nokta.”