Politika

CHP'li Böke: Karanlığın İçinde Büyük Bir Umut Var. Üreten Türkiye'yi Var Eden İradedir

BÖKE: "TÜRKİYE KARANLIK BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR" CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Bugün sadece Örnekköy'de bir temel atmıyoruz biz. Esasında eşitlikçi, adil, refah içinde üreten bir Türkiye'nin temellerini hep birlikte atıyoruz. Aydınlık bir iş yaptığımız için bugün güneş bu kadar güçlü. Türkiye'de çok ağır ve karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bütün haklarımızın yok sayıldığı, tek adam rejiminde gasp edildiği, vatandaş olarak haklarımızın yok edildiği bir Türkiye'deyiz. Öyle ki Türkiye İstatistik Kurumu'nun makyajlı verilerine göre bile enflasyon yüzde 60, gıda enflasyonu yüzde 70'i geçmiş. Vatandaşın en temel hakkı olan beslenme hakkı elinden alınmış. İnsanlar çalışırken, yoksulluğa mahkum edilmiş. Emek hakkı gasp edilmiş. 8 milyon yurttaşımız, 8 milyon hanede işsizliğin ağır karanlığına bırakılmış, kaderine terk edilmiş. Bütün hakların yerinden tesisi burada attığımız temelde ortaya çıkacak. Bu karalığın içinde büyük bir umut var. O umut, üreten Türkiye'yi var eden iradedir. O umut istişare ve uzlaşıyla iş yapan siyaset anlayışıdır. O umut sosyal devleti yaşatan iktidar anlayışıdır. O umut yarınlar yokmuşçasına, bugünü yok eden anlayış karşısında birlikte yapacağız diyen, köklerini derinleştiren, yerinde yaşamayı savunan bir siyaset anlayışıdır. O umut bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yarın CHP'nin demokratik biçimde Millet İttifakı ile var edeceği düzenin ta kendisidir. Cumhuriyet Halk Partisi bugünkü karanlığı aşacak 4 ayaklı bir stratejiyi bugünden reçetesi ile anlatıyor. 'Yarın uygulayacağız' demiyor, bugün belediyelerinde zaten uyguluyor. Her şeyden önce ‘güçlü bir parlamenter sistem, hukuk devleti' diyoruz. Niye? İstişare yapan, uzlaşan, işin içinde olan halkın sesini duyan, halkla birlikte çalışan bir anlayıştır güçlendirilmiş parlamenter demokrasi. Bugün de yaşam koşullarını iyileştirmek üzere kent hakkını teslim eden, barınma hakkını var eden bir anlayışla vatandaşla uzlaşan, onların gönlüyle iş yapan bir anlayış Örnekköy'ü var ediyor. İkincisi; üreten bir Türkiye diyoruz. Ranta değil ihtiyaca cevap veren yatırım yapan Türkiye. Yandaşlık temeliyle değil, vatandaşlık hakkıyla yapan bir Türkiye. Kamunun güvencesini; vatandaşın hakkını korumak için üretenin üretici gücünü korumak için kullanan bir Türkiye diyoruz. Yatırımı yapmak üzere halkına güvence veren. Garantiyi dövizle, rantçı yandaşa değil, garantiyi ‘güvencesi benim’ diyen üretici bir anlayışla yapıyor. Üçüncüsü; güçlü bir sosyal devlet, hakkın güvence altına alındığı, vatandaşın barınma ve beslenme hakkının güvence altına alındığı bir anlayış. Dördüncü ayak, sürdürülebilirlik. İktidarın yarın yokmuş gibi bizleri birbirimizden ayrıştırarak, nefret tohumlarını saçarak ortaya koyduğu kutuplaştırma karşısında herkes yerinde kalacak. Çünkü yerinde zenginleşecek. Herkes yerinde bir yarının olduğunu bilecek. ‘Güvencesi benim’ diyen bir anlayış. 4 ayaklı bir kalkınma stratejisini bir gelecek vaadi olarak anlatmıyoruz. Bugün temellerini hep birlikte atıyoruz.” "400 MİLYON LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM" CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı ise AKP iktidarının CHP'li belediyeleri engelleme çabası içinde olduğunu belirterek şöyle konuştu: "31 Mart seçimleri öncesinde, 'CHP'nin belediye başkan adaylarına oy verin, onlar size sizden yana hizmetlerde bulunacak. Halktan yana hizmetlerde bulunacak. CHP'nin programını uygulayacaklar ve sosyal demokrat belediyecilik hizmeti yapacaklar' demiştik. İktidar, belediye başkanlarımızın yaptığı işlerden o kadar rahatsız oldu ki sürekli engelleme bir engelleme çabası ve sorun çıkarma çabası içinde. Başkanlarımız tüm bu engelleme çabalarına rağmen hizmet vermeye devam ediyor. 2018 Haziran ayında seçim yapıldı ve ağustos ayında kur şoku yaşadı. Fiyatlar yükselmeye başladı. Ürettiğimiz ürünler ithal, dolayısıyla dövizle alınıyor. Biz neredeyse 4 yıldan beri açık bir şekilde krizdeyiz. Döviz yükseliyor düşüyor ama inşaat maliyetleri birkaç kat arttı. İthal olan ürünler dövizden kaynaklı olarak arttı. Pandemide fiyatlar yine yükseldi. Ukrayna-Rusya savaşının da getirdiği süreçle tedarik zinciri sıkıntısı yaşandı. İnşaat yapmanın, kentsel dönüşüm yapmanın hele içinde kar olmadan, kamu mantığıyla iş yapmanın zor olduğu dönemdeyiz. Enflasyon yükseldi. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt fiyatları malum. Bu kadar sıkıntılı bir ortamda, iktidarın kıpırdayamadığı, yatırım yapamadığı bir ortamda bugün 400 milyon liranın üzerinde bir rakama böyle bir yatırım yapılıyor, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kooperatif modeliyle. Bu önemli bir şey.” "TEK ADAM REJİMİ GİDECEK" Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili dava süreci başlatıldığını anımsatan Salıcı şöyle devam etti: "İktidarın ekonomik olarak kıpırdayamadığı bir dönemde belediyelerimiz halktan yana bir bakışla, kooperatif modeli ile yeni bir süreç kazandırıyorlar Türkiye'ye. Eleştiriler olacak mı, olacak. Dava da açılmış. Bu kadar güzel bir iş yapılınca dava açılmasaydı şaşırırdık. Hiç sürpriz yok. Siyasal sistemin baskısı altındaki yargı dahi o açılan davalara gereken cevabı verecektir. Burada yaşayan yurttaşlar bulundukları yerden ayrılmıyorlar. Ceplerinden bir şey çıkmayacak, bizzat bu işin ortağı olacaklar. İşin teminatı Büyükşehir Belediyesi. Hem piyasanın sistemi çalışacak hem kooperatif modeliyle iş daha makul bir yere gelecek. Adalet ve Kalkınma Partisi bundan niye korkar ve niye çekinir? Senin daha iyi bir yerde yaşamana niye itiraz eder sevgili yurttaşım? Çünkü buradan başlayan dönüşüm yarın Ankara'da devam edecek. Onların çekindiği işleri yapmaya devam edeceğiz. Onlar bir de 6'lı masadan çekiniyorlar. İstiyorlar ki o altılı masa kurulamasaydı. Nasıl bozarız onun hesabını yapıyorlar. Türkiye'yi dönüştürecek, güçlendirilmiş parlamenter sistemle buluşturacak, sizin sözününüz neyse aynen parlamentoya aynen yansımasına sağlayacak, şeffaf, adil, güçler ayrılığına dayanacak sistemi kuracağız. Tek adam rejimi gidecek, Türkiye tek adamla yönetilemeyecek kadar köklü, kültürlü, büyük bir ülke. Parlamento ile geniş, çoğulcu, herkesin sözünü söylediği, istediği temsilciyi gönderdiği, öyle parti kapatmanın falan olmadığı, demokrasinin kuralları neyse birebir çalıştığı bir sistemi kuracağız." İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin depremzede konutlarının yenilenmesi için Dünya Bankası'ndan bulduğu kredinin onaylanmadığını söyleyen Salıcı sözlerini şöyle tamamladı: "İzmir Büyükşehir Belediyesi 344 milyon dolarlık kredi alıyor. Bunun onaylanması lazım. Kim tarafından majesteleri tarafından, saray tarafından. Onaylıyorlar mı, onaylamıyorlar. Niye? İzmir Büyükşehir Belediyesi bunu vatandaşın lehine kullanacak. Süreci geciktiriyorlar. Bugün itibariyle bu krediden haber yok. Devlet en son dolar bazında yüzde 8.65 ile borçlandı. O İzmir Büyükşehir Belediyesi yüzde 1'den daha düşük bir oranla borçlandı, 30 yıla yayılan bir ödeme ile ama majesteleri imzalamıyor. Sayın Erdoğan o işi çözün, uzatmayın yoksa biz seçimi kazanıp geldiğimizde zaten imzalayacağız. Vatandaşın edineceği yararı daha fazla geciktirmeyin. İzmirliyi rahatlatan bir işe imza atın. Sizden özel ricamız yok. İzmir'in yaptığı işin karşılığını verin."