Eski Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş'ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2017 yılında Ankara'dan İstanbul'a yaptığı 'Adalet Yürüyüşü'ne belediyenin ikram aracını gönderdiği gerekçesiyle yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşma öncesi İzmir Adliyesi önünde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, "Başkanlarımızı, vatandaşlarımızı, gençleri, kadınları baskınla alıp adliyelere gönderiyorlar. İstiyorlar ki millet korksun. Milletin gönlünde kaybettikleri iktidarı adliye binalarında arıyorlar. Zorbalar, zulmedenler gidecek, cesaret kazanacak" dedi. Eski Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş’ın Adalet Yürüyüşü'ne belediyenin ikram aracını gönderdiği için 'Taşıt Kanunu'na muhalefet’ suçundan yargılandığı dava, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün başladı. Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ve partililer, dava öncesi Pektaş'a “yanındayız” mesajı verdi. "ÇAY VE SU VERİLMİŞ" Davayı trajikomik olarak değerlendiren Gülizar Biçer Karaca, şöyle konuştu: "Genel başkanımız, yargının sarayın elindeki sopa olmaya başladığı süreçte tek başına, elinde 'Adalet' yazan bir tabela ile toplumun taleplerini ve adalete olan inancın güçlü olması gerektiğini vurgulamak için yürüyüş başlattı. 'Tek başıma elimde adalet tabelasıyla Ankara'dan İstanbul'a yürüyeceğim' dedi. Toplumda, dünya görüşü ne olursa olsun adalet duygusuyla hareket eden milyonlar, Sayın Genel Başkanımızın peşinden İstanbul'a kadar yürüdü, adalet talebini dile getirdi. Önceki dönem belediye başkanımız, bütün giderleri bağışçılar tarafından karşılanan, kamusal bir zarar oluşturmayan, siyasi düşüncesi ne olursa olsun oradaki hemşerilerine çay ve su vermiş. Sayın başkanımızın suçu bu. Bu davayı hukuksal olarak yorumlamayı doğru bulmuyorum. Bu, siyasi bir davadır. Biber gazlarıyla saldırdılar, coplarla geldiler. Korkutmak, sindirmek için her yolu denediler. Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu'na saldırdılar. "YARGIYI OYALIYORLAR" İçişleri Bakanı olan, bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak ifade ettiğimiz Bakan çıktı, şehit cenazelerinde Sayın Genel Başkanımızın cenaze törenlerine katılmaması talimatını verdi. Yetmedi, Çubuk'ta Genel Başkanımıza planlı, programlı, kaos ortamı yaratmak için linç edilerek öldürülmesi için bir girişim başlatıldı. Bu girişimden Sayın Genel Başkanımız, sağduyusuyla ve oradaki yurttaşların desteğiyle burnu bile kanamadan kurtuldu. Geçtiğimiz gün bunun duruşması vardı. Bu duruşmada, Sayın Genel Başkanımızı linç etmeye kalkanlar, bunu planlayanlar 2 yıl gibi komik cezalar aldı. Bir gün bile cezaevine girmediler. Orada Genel Başkanımıza dönük linç girişimini ‘basit yaralama’ olarak ele aldılar. Yargı bugün ne yapıyor? Hemşerilerine belediye başkanı olarak, meclisin aldığı kararı uygulayan başkanımız, Taşıt Kanunu'na muhalefetten yargı önüne çıkıyor. Yargıyı oyalıyorlar." "HIÇKIRA HIÇKIRA EVLERİNE DÖNECEKLER" CHP'li Karaca, açıklamasına şöyle devam etti: "Gezi Davası'nın 9'uncu yılındayız. Adalet Yürüyüşü'nün önümüzdeki hafta salı günü yıl dönümü. Saraydaki tek kişilik hükümetin içinde, Gezi ve Adalet Yürüyüşü derin bir yara oluşturmuş. Toplumun beklentilerini net bir şekilde ortaya döken ana muhalefet partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, onların ezberlerini bozdu. Yurttaşlarımız, kendi duygu ve düşüncelerini, demokratik, özgür, adaletli bir Türkiye'ye olan taleplerini, korku duvarlarını aşarak açık ve net dile getirmeye başladı. Korku duvarlarını yıktılar. Milletimiz, artık cesaretle haksızlığın, hukuksuzluğun üzerine korkmadan gidiyor. Saraydaki tek kişilik hükümeti korkutan bu. Bu nedenle sabahın altısında başkanlarımızı, vatandaşlarımızı, gençleri, kadınları baskınla alıp adliyelere gönderiyorlar. İstiyorlar ki millet korksun. 'Bir tweet atarsanız başınıza neler gelir' diyerek korku imparatorluğu yaratmaya çalışıyorlar. O da yetmiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, konuşanı, yazanı, düşüncesini ifade edeni cezalandırmak için, onların istediğini yazmayan herkese cezaevi yolunu gösterecek bir yasayı getirdiler. Korkacak mıyız, yılacak mıyız? Asla. Milletin gönlünde kaybettikleri iktidarı adliye binalarında arıyorlar. Adliye binalarına bizi, getirdikçe, korkutmaya çalıştıkça daha da cesaretlendiriyorlar. Cesaret bulaşıcıdır. Zorbalar, zulmedenler gidecek, cesaret kazanacak. Alnımız ak, başımız dik çıkacağız. Bu zulmü millete layık görenler, günü geldiğinde o sandıktan ağlaya ağlaya, hıçkıra hıçkıra evlerine dönecek. Demokrasi, yargı bağımsızlığı, Türkiye kazanacak." PEKDAŞ: BAŞKANLARI VE HALKI SİNDİRMEK İÇİN YAPILAN YARGILAMA Eski Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş da Adalet Yürüyüşü'ne katılan İzmirlilere belediye meclisinden alınan kararla ikramda bulunduklarını belirterek şunları söyledi: "Yürüyüşten tam bir yıl sonra Ankara'dan iki kişinin yaptığı şikayet üzerine, Konak Belediyesi'nin Adalet Yürüşüyü'ne verdiği destek ileri sürülerek bunun FETÖ/PYD propaganda çalışması olduğu iddiasıyla soruşturma başlattılar. Bu soruşturmada meclisin aldığı karar, belediye kanunlarının belediye başkanına ve meclis üyelerine verdiği görevler çerçevesinde böyle bir suç olamayacağını gördüler. Bu iddialarla olan ön inceleme sonucunda soruşturma açılmamasına karar verdiler. Ama Süleyman Soylu imzasıyla başlatılan ön inceleme sonucunun bir neticesi olmalıydı. En sonunda 'İkram araçları kendi ilçe sınırları dışına çıkarak hizmet vermiştir, bu Taşıt Kanunu’na muhalefettir, yargılama yapılmalıdır, soruşturma izni veriyoruz' dediler. O izin çerçevesinde ben, bugün sanık olarak yargılanıyorum. Belediyeler, halkının mutluluğu, esenliği, sağlığı için çalışmak zorundalar. Hemşerilerimiz yoğun olarak, kendileri için, onurlu yaşama haklarını göstermek için bir toplumsal mücadele içindelerse bu yürüyüş 25 gün sürdü. Hava sıcaklığının 44 dereceye ulaştığı zamanlar oldu. Bizim hemşerilerimize destek olma sorumluluğumuz var. Biz bu çerçevede sorumluluğumuzu yerine getirdik. Taşıt Kanunu’na muhalefet suçu da yok. Bu, sadece belediyeleri, başkanları, meclis üyelerini ve halkı sindirmek için yapılan bir yargılamadır." YÜCEL: SEMA BAŞKANIN YANINDAYIZ CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel de hükümeti eleştirerek şöyle konuştu: "20 yıldır haksız, hukuksuz, adaletsiz şekilde yöneten AKP iktidarı, son dönemde belediyelerimiz ve başkanlarımız üzerindeki baskıları artırıyor. Bu dava da onun yansımalarından biri. 2017 yılında ‘herkes için adalet’ çağrısıyla ve mahalli ya da ulusal değil, evrensel bir eylemle, hareketle Adalet Yürüyüşü'nü başlatan Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun önderliğinde, vatandaşlarımızın desteğiyle yürüyüş gerçekleştirildi. Yaz sıcağında 25 gün süren yürüyüşte vatandaşlarımızın ihtiyacının karşılanması için belediyelerimiz, mevzuatın kendilerine verdiği yetkiler çerçevesinde çalıştı. Bu konuda bir de meclis kararı var. Haksız şikayetler sonucunda başlatılan soruşturma döndü dolaştı, 'Taşıt Kanunu’na muhalefet' gibi bir suçlama oldu. Suçlamanın herhangi bir dayanağı yok. Burada yapılmak istenen, gözdağı vermek, korku iklimi yaratmak. Sema başkanımızın yayındayız. En kısa sürede bu haksız suçlamadan beraat edeceğine inanıyorum. Sonuç ne olursa olsun bu yargılamalar bizim mücadelemizin şeref madalyası olarak tarihe not düşecektir."