Çok sayıda avukat Adalet Nöbeti’nin 102. gününde İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi. Avukatların, Adalet Nöbeti'nin başladığı tarihten bu yana ülkede hukuksuzluğun daha da arttığına vurgu yaptığı eyleme destek veren TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı da bir açıklama yaptı. Hasta mahpuslarla ilgili süreci yakından izlediklerini belirten Fincancı, şunları söyledi: DEVLET, ÖLÜM CEZASINI 20 YILDIR YASALARDAN ÇIKARTMIŞ OLABİLİR AMA FİİLEN UYGULAMAKTA: İnsanların bilim dışı değerlendirmelerle hapishanede tutulması, sağlık hakkı ihlalleri, hepimizin sorunudur. Bu insanlığa karşı suçların ötesinde, bir halk sağlığı sorunudur. Biz bunun ne anlama geldiğini çok yakından gözlüyoruz, yaşıyoruz ne zamandır. Ama biz bu topraklarda pek çok acıyı yaşıyoruz. Bunlardan biri de özgürlüğünden alıkonulmuş olanların özgürlüğünden alıkonmanın ötesinde bir cezalandırmaya, bir intikam alma sürecine dahil edilmeleridir. Devlet evet neredeyse 20 yıldır ölüm cezasını yasalardan çıkartmış olabilir ama fiilen ölüm cezasını uygulamaktadır hasta mahpuslar üzerinden, onları görmeyerek, onların o ağır tablosundan hapishanede pek sıklıkla da tek başına bir hücrede kendi bakımını bile sağlayamadığı koşullarda kalmasına göz yumarak. Hem insan hakları örgütleri hem de bir meslek örgütü olarak, hekimlik çalışmaları ve hekimlik açısından değerlendirmelerini yapan TBB olarak hasta mahpuslarla ilgili süreci yakından izliyoruz. KENDİ BAKIMINI SAĞLAYAMAYACAK MAHPUSLARIN SALIVERİLMELERİNİ SAĞLAMAK TOPLUMSAL SORUMLULUKTUR: Son zamanlarda her alana yayılan liyakatsiz atamalarını biz Adli Tıp Kurumu'nda uzun zamandır izleriz. Tam da yeni bir atamayla karşı karşıya kaldığımız şu günlerde bu liyakatsiz atamaların nasıl bir bilim dışı yaklaşıma yol açtığını meslektaşımız Avukat Aysel Tuğluk'un dosyasında gözledik. İnsanların bu bilim dışı değerlendirmelerle hapishanede tutulması, sağlık hakkı ihlalleri, hepimizin sorunudur. Hep beraber bunları görünür kılmak ve hastaların hasta mahpusların hızla değerlendirilmesini, hapishanede kendi bakımını sağlayamayacak koşulları olanların da hızla salıverilmelerini sağlamak için el birliğiyle mücadele etmek toplumsal bir sorumluluk. Bunun insanlığa karşı bir suç olduğunu unutmayıp yüksek sesle birlikte dillendirelim lütfen. Avukatlar adına ortak basın açıklamasını okuyan Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Gürkan Altun, Türkiye’deki hukuksuzluğun giderek arttığını vurguladı. Altun şunları söyledi: ADALET NÖBETİNE BAŞLANILDIĞI TARİHTEN İTİBAREN TÜRKİYE’DE HUKUKSUZLUK GİDEREK ARTTI: Adalet nöbetine başlanıldığı tarihten itibaren yaklaşık 5 yıl içerisinde ülkemizde maalesef hukuksuzluk ve adaletsizlik bitmedi. Bitmedi, artarak katlandı. Bugün bu nedenle tekrar bir aradayız. Yargı bağımsızlığı ve demokratik, laik hukuk devletinin temel ilkelerinin yok edilmeye çalışıldığı, temel hak ve özgürlüklerin de hukuka aykırı şekilde kısıtlamalara tabi tutulduğu, ifade özgürlüğünün ortadan kalktığı, farklı görüş ve seslerin dillendirilmesinin imkansız hale getirildiği, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin, tacizin, istismarın hiç olmadığı kadar arttığı, emekçilerin, grev hakkının en temel toplantı ve gösteri yürüyüşü taleplerinin dahi engellendiği kamu haklarının halk yararına zorluklarla var edilen kurum ve kuruluşların özelleştirildiği, çevre ve doğa talanına hız kesmeden devam edildiği bir süreci halen yaşamaktayız. MEVCUT YARGI PRATİĞİ YARGI SİSTEMİNİN BASKI ALTINDA OLDUĞUNU ORTAYA KOYMUŞTUR: TBMM'nin devre dışı bırakıldığı bugün Anayasamıza göre, anayasanın sözüne ve demokratik toplum düzenine ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçüleri ilkesine uygun olmak koşuluyla, özüne dokunulmaksızın ancak kanunla sınırlandırılabilen temel hak ve özgürlüklerimiz, yönetmeliklerle, genelgelerle bir gece ansızın çıkarılan kararnamelerle keyfi bir şekilde sınırlandırılmaktadır. Ülkemizde hukuk güvenliği ortadan kalkmıştır.  OHAL'in olağanlaştığı bir süreçte gazetecilere, akademisyenlere, siyasilere ve biz avukatlara ve toplumun bütün muhalif kesimlerine yönelik haksız ve hukuksuz uygulamalar, hukuka aykırı gözaltı ve tutuklama gibi birçok uygulama bugünkü mevcut yargı pratiği, mahkemelerin ve yargı sisteminin siyasal etki ve baskı altında olduğunu açıkça ortaya koymuştur. KAVALA, DEMİRTAŞ VE ONLARCA ÖRNEK HUKUK TARİHİMİZ AÇISINDAN GELDİĞİMİZ VAHİM DURUMU ORTAYA KOYMAKTADIR: Milletvekilleri Enis Berberoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu, iş insanı Osman Kavala, eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve adını sayamadığımız onlarca örnekler, hukuk tarihimiz açısından geldiğimiz vahim durumu açıkça ortaya koymaktadır. Bugün Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM'in Osman Kavala kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye'ye karşı resmen ihlal prosedürü başlatmıştır. Bugün ülkemizde cezaevlerinde ağır sağlık sorunları bulunan ve cezaevlerinde tedavileri mümkün olmamasına rağmen tahliye talepleri reddedilen birçok tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Anayasanın 17. maddesi açıktır; ‘Herkes, yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.’ TEDAVİLERİ MÜMKÜN OLMAYAN TUTUKLU VE YÜKÜMLÜLERİN SERBEST BIRAKILMASI GEREKMEKTE: Avukat Aysel Tuğluk ve yaşadıkları ağır sağlık sorunları nedeniyle cezaevlerinde tedavileri mümkün olmayan tüm tutuklu ve yükümlülerin serbest bırakılması gerekmektedir. Yurttaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin güvencesi, koruyucusu ve kollayıcısı olan biz avukatlar olarak adalet talebimizi bir kez daha yüksek sesle haykırıyor, hukuksuzluğa karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.