alanya escort manavgat escort fethiye escort kemer escort didim escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Mardin escort Mersin escort Samsun escort Sinop escort Tekirdağ escort Rize escort Amasya escort Balıkesir escort Çanakkale escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Adana escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Siirt escort Denizli escort Burdur escort Diyarbakır escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Gaziantep escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Kayseri escort Kırşehir escort Malatya escort Maraş escort Manisa escort Muş escort Muğla escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sakarya escort Osmaniye escort Şanlıurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elazığ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Eskişehir escort Isparta escort Yalova escort Uşak escort Iğdır escort
h Dolar 12,4902 %3.08
h Euro 14,1202 %3.08
h Altın (Gr) 712,56 %3,27
h Bitcoin 676240 %-0.37036
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Tolga Selçuk

Tolga Selçuk

24 Kasım 2021 Çarşamba

DİĞER YAZARLARIMIZ

Biraz Etrafına Kulak Ver

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hepimiz günlük hayatımızda yaşadığımız koşuşturmacada aslında bazen egoizmin sınırlarını zorluyoruz. Kendimizden başka herkese, bizimle alakası olmayan her şeye duyarsız alakasız kalıyoruz.

Geçen akşam durakta otobüs beklerken yaşadığım bir olay aslında bunu bana bir kez daha hatırlattı ve aslında biraz da kendimden utandırdı. Neden mi? İşte bundan…

Üstü başı kirli, elleri artık kirden nasır bağlamış, yani bildiğiniz 50 – 55 yaşlarında kimsesi olmayan bir yurdum insanı, biz bunlara halk dilinde evsiz yada dilenci diyoruz ama aslında çok yanlış yapıyoruz. Aklımda kaldığı kadarı ile size aramızda geçen konuşmayı paylaşayım. İhtiyar yaklaştığında öncelikle ben biraz geri çekildim. Ancak kendisi bunu anlayınca sohbet de başlamış oldu.

Gitmene gerek yok delikanlı, merak etme ben ne para isterim, ne sigara, ne de yemek

Şey yok estağfurullah

Delikanlı, bak artık bu tavrınızdan vazgeçin. Hayırdır, para kazanmak, kariyer yapmak ya da bir yerlerde bulunmak, insanlığınızı ne zaman alıp götürdü?

Ne alakası var dayı?

Var… Biraz bakın etrafınıza, insanlar ne durumda, ne zaman birine el uzattın, ne zaman birine selam verdin. Bak delikanlı, biz yani sizin deyiminizle fakirler, evsizler. Bizler sizin paranızda pulunuzda ya da sizin bize yardım etmenizle ilgili bir beklenti içerisinde değiliz. Bizler, sizin bizleri insan yerine koymanızı istiyoruz.

Dedi ve döndü gitti.

Sonra düşündüm, kaçımız dönüp yüzlerine bakıyoruz ya da selam verip onlarla ilgileniyoruz. Biz dostlukların, akrabalıkların, düşene yardım etme derdinde olan insanların, ne oldu da kendisini düşünme, başkalarının ona ihtiyacı olduğunda “Ben Hayır Kurumu muyum ?” gibi isyanları başladı.

Osmanlı Devleti döneminde, tabi ki böyle insanlar vardı. Ancak devlet bölgesel yönetimde hep şunu bildi; devlet, herkese el uzatmalı. Devlet, herkese eşit olmalı ve halk, eğer komşusu aç ise kendi onunla aşını suyunu paylaşmalı. Bu mantık ile bakıldığında, hep dostlukların arkadaşlıkların sağlam kaldığı ve gerçekten omuz omuza durulduğu günler aslında her daim mevcuttu.

Tabi bunları anlatırken amacım , asla ve asla devlete ya da bizi yönetenlere yönelik bir söylem değil. Tam tersine, sorulacak soru belli aslında. Biz ne yapıyoruz ?

Evet, kendimize bakalım. Biz, onlar için ne yapıyoruz. Ne kadar duyarlı olabiliyoruz onlar için. Ya da onlar gibi olan insanlar için. Belki şimdi, içinizden diyorsunuz ki, hangisine yetişelim. Size hemen kıssadan hisse şöyle bir hikaye anlatmak isterim ;

Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere Okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi hareketler yapan bir insan silueti görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini görmüş. Birkaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve Okyanusa fırlatıyormuş. Biraz daha yaklaşınca seslenmiş;

Günaydın ne yapıyorsun böyle?

Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş:

Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.

-“Sanırım şöyle sormalıydım” demiş Bilge adam

Neden okyanusa deniz yıldızı atıyorsun?

Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.

Ama delikanlı görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz yıldızlarıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez.

Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış.

Bunun için fark etti!

Bu cevap bilgeyi şaşırtmış, ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gitmiş. Gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış. Nihayet akşama doğru fark etmiş ki, o koca bilim adamı, o büyük şair, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin aslında yaptığının evrende bir gözlemci olmayı ve bir fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış. Utanmış. O gece sıkıntı içerisinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini düşünerek uyanmış. Yataktan kalkmış giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla Okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş.(ALINTIDIR)

Sizde, ne değişecek demeyin ne zamanki bir adım atıp örnek olursunuz işte o zaman herkes “Ne değişecek ki” yerine “Ne yapabilirim” diyecek.

Hepimiz bu konuda biraz daha etrafımıza bakmalı, biraz daha yüreğimizin vicdanımızın sesini dinleyerek hareket edip, özetle “özümüze dönmeliyiz”. Çünkü biz, gerçekten her insana, her sorunu çözme telaşında koşuşturan bir milletin evlatlarıyız.

Yüreğiniz ferah, geceleriniz aydınlık, sabahlarınız sımsıcak olsun..

Devamını Oku

Simit Bağımlılığı

5

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu simitin kerameti nedir? diye.. Hiç düşündünüz mü?

Simit, soğuk kış günlerinde çayın yanından eksik edemediğimiz hatta ve hatta peynir, kaşar peynir gibi besinleri de ilave ederek mükemmel ikili haline getirerek kültürümüze empoze etmiş durumdayız.

“Simit” kelimesinin aslı Farsçadaki “sepîd”ten gelmektedir. Bu kelimenin aslı da “beyaz” demek olan “sefid”dir. Beyaz undan yapıldığı için bu pratik yemeğe bu ad verilmiştir. Vaktiyle kelimenin “sefid”ten “simid”e geçerken yaşadığı değişiklik, şimdi simidin satışında yaşanıyor. Bir zamanlar omuzda taşınan camekânlarda seyyar olarak satılan simit için günümüzde saraylar yapılır oldu. Artık insanlar “Sokak”, ”Pastane” ve ”Saray” olarak 3 farklı sınıfa soktular. Ama işin özüne bakarsanız simit yine aynı simit…

Tamam, hadi yemesini anladık. Çay eşliğinde soğuk havalarda sıcacık bir simit, gerçekten iç ısıtıcı ve kulağa çok hoş geliyor. Ama güzel olan diğer bir tarafı var ki bu simidin vapur keyfi yaparken, martı-vapur-simit üçlüsünü oluşturmak. Hiç düşündünüz mü sadece Türk kültüründe olan bu martılara simit atma fikri nerden çıkmış ve neden yapılmaktadır?

Elbette, lokmasını martılarla paylaşan her insan evladı, onların ekmek kavgasına ortak eder kendini… Havaya doğru fırlatılan her ekmek, her poğaça, her simit parçası ” Bak! Yanlız değilsin sen de, kendi yaşam savaşında… Burada sana yardım eden dostların, insanlar var aramızda…” demektedir; onların da anlayacağı bir beden diliyle…

Ve bana sorarsanız kendimizden daha az zeka kapasitesinde tuttuğumuz o martılar, siz vapurun korkuluklarına yanaşır yanaşmaz hemen toplanırlar, bilirler yada tahmin ederler ne yapacağınızı. Hani ezberlediler diyeceğim ama kaç yıl yaşar ki bir martı….

Ama ne martıya simit atmaktan, ne de çayın yanında simit yemekten vazgeçebiliyor insan. Sanırım en güzeli nasıl geldiğini düşünmeden bu zevki yaşamak olsa gerek…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.