h Dolar 8,4578 %-1.1
h Euro 10,0728 %-1.1
h Altın (Gr) 496,24 %-0,09
h Bitcoin 338801 %-0.09245
İstanbul 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

DİĞER YAZARLARIMIZ

Şevval Örs
Yazarın Kaleminden

Şevval Örs
sevvalors@cagingazetesi.com.tr

Yazarın sayfası

Prof. Dr. Çetin: ‘Post covid’ sendromlarına tedbir alınmalı

Prof. Dr. Çetin: ‘Post covid’ sendromlarına tedbir alınmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Prof. Dr. İlhan Çetin, koronavirüs sonrası çok sayıda kişide ‘multi organ tutulumu’ oluştuğunu belirterek, süreç hakkında uyarılarda bulundu. Pandeminin aşılama süreci sayesinde bitme noktasına gelindiğini söyleyen Çetin, “Şunu söylemek lazım ki tünelin ucundaki ışık göründü ancak henüz tünelden çıkmış değiliz. Hem Türkiye olarak hem de dünya olarak tünelin içindeyiz. Bunun sebebi ise aşı üretiminde yaşanan artış ve ülkelerin hızlı bir şekilde aşılama faaliyetleri yürütmesidir. Özellikle bazı ülkelerin hızlı bir şekilde aşılama yapması, vaka ve ölüm sayılarının ciddi oranda düşmesinin sebepleri arasında sayılabilir. Daha önce de elimizde 3 tane önemli değerimiz vardı. Bunlar maske, mesafe ve hijyen. Eğer ülke olarak bugün 65 bin gibi rakamlardan 5 binlere düşmüşsek hem insanlarımızın bu konuyu çok ciddiye almış olması hem de aşı oranlarımızın yükselmeye başlamasıyla önemli bir mesafe kat edildiğine inanıyorum ancak henüz her şey bitmiş değil. Aynı zamanda çok yüksek oranda aşılama yapan ülkelerde vaka sayılarında yeni bir artış olduğu görülmektedir. Özellikle virüsteki birtakım mutasyonlar da vaka sayılarındaki artışı desteklemektedir. Bizim ülkemizde yüzde 15 gibi bir oranda delta mutasyonu görülmektedir. Bunun artmış olması demek özellikle aşı olmayan insanların bu enfeksiyona daha açık ve daha yatkın olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

‘GÜZEL GÜNLERİ AĞUSTOSTA GÖREBİLİRİZ’

Delta mutasyonunun çok görüldüğü illerde aşılama oranının düşük olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çetin, “Bugün özellikle büyük ilimizdeki vaka sayılarının düşmesinin sebebi aşıdır. Millet olarak biz de en azından temmuz ayımızı iyi bir şekilde değerlendirir ve ağustos ayında da yüzde 50’lik kısmımızı ikinci aşılarımızı yapmış olarak çıkabilirsek eskisi kadar yüksek sayıları göreceğimizi düşünmüyorum. Biz daha güzel günleri ağustos ayında görebiliriz. Yeni mutasyonlar 3 ilde çok az sayıda görüldü ancak bu mutasyonların en belirgin özelliği daha hızlı bulaşıyor olması ve hızlı yayıldığı için önceki virüs tiplerinden daha fazla alana hakim olabiliyorlar. İngiltere mutasyonu ile bunu daha önce de görmüştük. Şimdi de delta ile bunu görüyoruz. Bundan dolayı bu mutasyona engel olabilmenin yolunun aşıdan geçtiğini düşünüyorum” dedi.

‘VİRÜS AŞI OLANA ETKİ YAPMIYOR’

Aşının önemine değinen Prof. Dr. Çetin, “Aşı olan insanlara virüs bulaşsa bile çok fazla bir etki yapmıyor. Hastaneye yatışa kadar gidebilecek belirtiler göstermiyor. Normalde delta mutasyona sahip olan virüslerin özellikle aşılardan kaçınma oranı daha önce bizim geçirdiğimiz İngiltere varyasyonu ile alfa varyasyonundan daha yoğun bir şekilde görülüyor olması. Buna karşılık da aşılamanın hızlandırılması gerektiğine de inanıyorum. Ülkemiz bu noktada elinden geleni yapıyor. Vatandaşlarımızda ne yazık ki bazı soru işaretleri oluşturulmaya çalışılıyor. Bunlara kesinlikle inanmamak gerekiyor. Şu anda Amerika’da yüzde 60’ın üzerinde bir aşılama oranı var. Onlar da bizim kullandığımız aşıları kullanıyorlar. Bilime bu kadar değer veren ülkelerin bu noktada olduğunu biliyorken özellikle de bizim ilaç ve tıbbi cihaz kurumumuz, halk sağlığı kurumumuz çok ciddi çalışmalar yürütüyorken vatandaşlarımızda böylesi şüphelerin olması çok uygun değildir” diye konuştu.

‘POST COVİD’ SENDROMLARINA YÖNELİK TEDBİR ALINMALI’

Türkiye’de koronavirüs geçiren 5 milyondan fazla kişi olduğunu ve virüs atlatanlarda çeşitli rahatsızlıkların yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Çetin, şunları söyledi:

“Çok sayıda insanda ‘multi organ tutulumu’ oluşmaktadır. Birinci dereceden tutulumlar akciğeri tutmuş olmasına rağmen damar yapısının olduğu hemen hemen bütün organları da tuttuğundan dolayı birtakım sıkıntılar görülmeye başlandı. Özellikle solunum yetmezliği, nefes darlığı gibi şikayetler toplumumuzda artmaya başladı. Bu konuda ben sağlık yöneticilerini önlem alamaya davet ediyorum çünkü insanlar nasıl olsa birkaç ay sonra geçer diyerek bu tür hastalıkları göz ardı etmektedirler. Özellikle damar yapısı önemli olan bir takım kalp hastalıkları ya da akciğer hastalıklarına yatkınlığı arttırdığından dolayı hastanelerimizin, sağlık kuruluşlarımızın bu yönde mutlaka ‘post covid’ sendromlarına yönelik tedbirler almalarında fayda var. Bunun da en önemli alanlarından bir tanesi kardiyopulmoner rehabilitasyon ünitelerinin devreye sokulmasıdır. Ülkemizde çok iyi çalışan rehabilitasyon merkezlerimiz var. Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın kendi hastanelerinde bu merkezleri görüyoruz. Kendim de bu hastalığı geçirdiğim için biliyorum. Sanatoryumda çok iyi bir ekip solunum rehabilitasyonu alanında çalışmakta. Nefes darlığım var ancak nasıl olsa bir süre sonra geçer deyip atlanmasın. Mutlaka bulundukları yerde şikâyetleriyle ilgili kliniğe başvurmalarında fayda var. Sağlık yöneticilerimizin pulmoner rehabilitasyon ünite sayısını arttırması gerekiyor. Biz Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak kendi pulmoner rehabilitasyon servisimizi tekrar devreye soktuk ve hizmet vermeye başladık. Çeşitli illerde birçok merkez bu alanda hizmet vermektedirler. Vatandaşlarımız da lütfen hastaneye gidip bu sıkıntılarını ilgili uzmanlarla paylaşmaktan çekinmesinler.”

Devamını Oku
Şevval Örs
Yazarın Kaleminden

Şevval Örs
sevvalors@cagingazetesi.com.tr

Yazarın sayfası

İlim Yayma Ödülleri bilimsel çalışmaları destekliyor

İlim Yayma Ödülleri bilimsel çalışmaları destekliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de ilmi çalışmaları teşvik etme amacıyla, toplumsal sorunlara çözüm üretebilecek imkan ve kabiliyetlerin geliştirilmesine öncü olacak evrensel nitelikteki bilimsel çalışmaları gerçekleştirenlerin taltif edildiği İlim Yayma Ödülleri, “Büyük Ödül”, “Sosyal Bilimler” ve “Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri” olmak üzere üç kategoride değerlendirilecek.

 

Demirören Medya’nın iletişim sponsoru olduğu ödül programında başvurular 31 Temmuz’a kadar devam ediyor. Yaklaşık 4 aylık sürede 6 farklı kurul tarafından 8 aşamalı bilimsel değerlendirme sonucunda seçilen çalışmalar içerisinden “Sosyal Bilimler” ile “Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri” kategorilerinin her biri için 200 bin, “Büyük Ödül” kategorisi için 600 bin olmak üzere toplamda 1 milyon TL para ödülü verilecek.

 

İlim Yayma Ödülleri’nin amacı, başvuru kriterleri ve değerlendirme sürecine ilişkin bilgi veren İlim Yayma Vakfı Akademik Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İdris Sarısoy, ödül programıyla ilgili hedeflere dair açıklamalarda bulundu. Sarısoy, “İlim Yayma Ödülleri, Türkiye’deki araştırma faaliyetlerinin hem akademik hem de gerçek hayattaki sonuçlarının ödüllendirildiği bir sistem. Sadece akademiye, sadece pratiğe değil; bunların hepsini kapsayan sonuçlandırılmış veya yayınlanmış her türlü araştırma, geliştirme ve yayın faaliyetlerini ödüllendirdiğimiz bir ödül programı. Bu bağlamda birinci amacımız, bu şekilde nitelikli araştırmalar yapan hocalarımızın ve araştırmacılarımızın çalışmalarını ödüllendirmek. Bir diğer amacımız da buradan hareketle, gelecek dönemlerde de genç araştırmacıların da bu ödülü hedefleyen bir yol belirleyip, çalışmalarını da bu şekilde gerçekleştirmelerini teşvik etmektir” dedi.

 

3 KATEGORİDE ÖDÜL

 

İlim Yayma Ödülleri’nin 3 kategoriden oluştuğunu aktaran Sarısoy, başvuru kriterleri hakkında bilgi verdi. Sarısoy, “İlim Yayma Ödülleri ‘Sosyal Bilimler’, ‘ Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri’ ile ‘Büyük Ödül’ olmak üzere 3 kategoriden oluşuyor. İlk iki kategoride doktora ve üzeri unvanlara sahip kişilerin başvurabildiği veya yine aynı unvana sahip kişiler tarafından aday gösterilme yöntemiyle başvuruların gerçekleştirildiği kategorilerdir. Bu kategorik ödüller biraz daha araştırma, geliştirme anlamında akademik olarak doktora unvanına sahip olan araştırmacıları hedefliyor. Dışarıdan doktora bitirmişseniz ödüle aday olabilirsiniz ya da doktora unvanına sahip birisi sizi aday gösterebilir. Büyük Ödüle başvurmak ve aday gösterilebilmek için üniversitede olmak şart değil. Akademik unvan şartı aranmaksızın aday gösterme yöntemiyle Büyük Ödüle aday olunabilmektedir.” diye konuştu.

 

TOPLAM 1 MİLYON LİRA DEĞERİNDE ÖDÜL VERİLECEK

 

Büyük Ödül kategorisinin, diğer 2 kategoriden ayrıştığını ve farklı kriterleri olduğunu kaydeden Sarısoy, “Büyük ödül bizim Kaşıkçı Elmasımız gibi. Burada, ödül miktarındaki fark da bunu gösteriyor. Bu yıl kategorik ödüllerde 200 bin lira iken büyük ödül miktarımız 600 bin lira. Bu ödülde kategorik ödüllerden farklı olarak, başvuru sürecinide biraz farklı belirledik. Büyük ödüle doğrudan başvurmak yerine belirli kişilerin aday göstermesi yolunu sunduk. Örneğin rektörlerimiz, teknoloji araştırma geliştirme merkezi yönetim kurulu başkanları ve müdürlerimiz, İlim Yayma Ödülleri Komisyonu üyelerimiz ve akademik danışma kurulu üyelerimiz var. Dolayısıyla onlar, bu ödüle ve toplumsal etki yaratan ve çözüm geliştiren çalışmaları olan insanları aday gösterebiliyorlar” dedi.

 

Sarısoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Bu ödülün başka bir özelliği ise, sadece Türkiye’deki çalışmaları destekliyor olması. Örneğin bir Türk vatandaşı, İngiltere’de doktora yapmış. Bu doktora teziyle ödüle aday olamaz. Ancak bir Azerbaycan vatandaşı Türkiye’de doktora çalışması yapmış ve sonuçlanmışsa, doktora teziyle bu ödüle aday olabiliyor.”

 

6 FARKLI KURUL VE 8 AŞAMALI BİLİMSEL DEĞERLENDİRME

 

Herhangi bir ödül programına başvuranların ‘kayırma’ kaygısı olduğunu söyleyen Sarısoy, Ödül Programındaki başvuruların değerlendirmesini, belirlenen ve ilan edilen bilimsel ölçütler çerçevesinde tamamen objektif bir şekilde yürüttüklerinin altını çizdi. Sarısoy, “Rahatlıkla söyleyebilirim ki burada bir adayın başvurusu, bize başvurduktan sonra 6 farklı kurul tarafından 8 aşamada belirlediğimiz ve ilan ettiğimiz kriterlere göre değerlendiriliyor. Bunların dışında herhangi bir kriter dikkate alınmıyor. Bilimsel değerlendirme sürecinde ilk olarak önce ilk inceleme yapılıyor. Ardından bilim kurulu değerlendirmesi yapılıyor. Sonrasında aynı eseri, alanından en az doktora unvanına sahip olan en az 2 uzman inceliyor. Daha sonra bilim kurulu bu raporları değerlendiriyor ve yine alanında uzman ve prof. Dr. unvanına sahip en az 2 hakem değerlendiriyor. Ardından yine bilim kurulu değerlendirmesine gittikten sonra web sitemizde ilan ettiğimiz Onur Kurulu üyelerimiz, her kategoride 3 tane ödülün sıralamasını yapıyor. Son aşamada ise Vakıf yönetimi, kimin ödül alacağına karar veriyor. Örneğin burada Onur Kurulu, hakemlerin veya teknik uzmanların;, teknik uzmanlar hekamleri, hakemler de teknik uzmanları kimler olduğunu bilmiyor. Dolayısıyla iki tarafın birbiriyle herhangi bir diyalog, ilişki halinde olması veya birine inisiyatif kullanılması mümkün olmuyor” diye konuştu.

 

“ÖDÜLÜN ULUSLARARASI BİR DÜZEYDE OLMASINI HEDEFLİYORUZ”

 

“Biz mottomuzu ‘Türkiye’nin Akademi Ödülleri’ olarak belirledik. Türkiye’de akademik anlamda bir saygınlığa erişmek istiyoruz. Birinci önceliğimiz bu. İkinci hedefimiz, ilkinin beraberinde gelebilecek bir olgu belki ama; Türkiye’de bir araştırmacının, bir akademisyenin belirli bir hedefle ilerlemesini istiyoruz. İlk günden beri, ödülle ilgili planladığımız farklı bir boyut da var. Biz bu ödülün Türkiye’den çıkmış, uluslararası bir düzeyde bir ödül olmasını hedefliyoruz. Böylece nasıl ki farklı ülkelerin uluslararası düzeyde bir akademik ödülü varsa biz de Türkiye’den çıkmış, patentli veya Türkiye menşeyli bir akademik ödül olması için çalışmalarımızı devam ettireceğiz.”

Devamını Oku
Şevval Örs
Yazarın Kaleminden

Şevval Örs
sevvalors@cagingazetesi.com.tr

Yazarın sayfası

AK Parti’li Ünal: Dezenformasyonla mücadele için yasal düzenleme kaçınılmaz

AK Parti’li Ünal: Dezenformasyonla mücadele için yasal düzenleme kaçınılmaz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti’nin sosyal medyada dezenformasyona karşı başlattığı çalışmaya ilişkin DHA’ya açıklama yaptı. Ünal, AB’nin internet ortamına ilişkin iki temel kırmızı çizgisi olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar terörle mücadele ve dezenformasyonla mücadele. Dezenformasyonla mücadele, terörle mücadele kadar önemli. Çünkü biz terörü silahlı şiddete dayalı bir yapı olarak anlayamayız. Terörün ortak amacı kaos oluşturmak, ‘düzen’ fikrini ortadan kaldırmaktır. Bugün dezenformasyon dediğimiz ve inşa edilmiş sahte gerçeklik üzerinden toplumlar üzerinde çok ciddi anlamda bir algı operasyonu yapılıyor. O yüzden AB bu dezenformasyonla mücadeleye çok büyük bir önem atfediyor. Bu yönde de hem Almanya’da hem diğer ülkelerde dezenformasyonla mücadele anlamında yapılmış önemli yasal düzenlemeler var. Sosyal medya yalanları, sosyal medyada oluşturulmak istenen sahte gerçeklikle ilgili ciddi düzenlemelere gidiyor” diye konuştu.

‘AVRUPA ÖRNEKLERİNİ İNCELİYORUZ’

Daha önce çıkarılan sosyal medya düzenlemesini hatırlatan Ünal, “Türkiye’de sosyal medya yasasını çıkardık. ‘Gelmeyecekler, temsilcilik açmayacaklar’ dedikleri bütün sosyal medya platformları Türkiye’de temsilciliklerini açtılar. Bu bir ayağı işin. ‘Sosyal medya’ dediğimiz, Twiter ve diğer platformlar bunlar verici sağlayıcılar. Dolayısıyla veri sağlayıcılar kendilerini tarafsız platformlar olarak nitelendiriyorlar. Ama bu tarafsız platformlarda paylaşılan yalan haberlerin de orada oluşturulan dezenformasyonun ortaya koyduğu bir terör biçimi var. Ve bununla bütün dünya mücadele ediyor. Milyonlarca öğrenci sınava girmeden bir gün önce bir yalan haber ortaya atılıyor ve sınava girecek bütün öğrencilerin psikolojisini etkileyecek bir algı operasyonu yapılıyor. Bununla mücadele etmek durumundayız. Bu sadece bir örnek” değerlendirmesinde bulundu.

‘BENZER DÜZENLEMEYİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ’

AK Parti’nin, dezenformasyon terörünü önlemek amacıyla yeni bir sosyal medya düzenlemesini gündeme aldığını kaydeden Ünal, “AB’nin dezenformasyon ile mücadele anlamında yürüttüğü bu çalışmaların yasal zeminini şu anda inceliyoruz. AB dezenformasyonla mücadele anlamında hangi yasal adımları attı, hangi düzenlemeleri getirdi bunun incelemesini yapıyoruz. Bu incelemelerimiz tamamlandığında yine Avrupa’yı temel alarak dezenformasyonla mücadeleye ilişkin bir yasal düzenleme kaçınılmaz. İnternet coğrafyasında mücadele edilen ortak düşman dezenformasyon. AB’nin ortak düşmanı dezenformasyon. ABD için de ortak düşman dezenformasyon. Diğer ülkelerin de bizim de ortak düşmanımız dezenformasyon. Burada tam da özgürlüklerin rahat bir şekilde kullanabilmesi, kişisel verilerin korunmasından, özel hayatın dokunulmazlığına, kişi haklarının korunmasından, insanların özel hayatlarına dönük yapılan dezenformasyona bir çözüm bulma çabasında şu anda dünya. Biz de bu çabaların bir yerinde yapılan düzenlemeleri örnek alarak bir benzer düzenlemeyi hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

‘ERKEN SEÇİM BEKLENTİSİ YANLIŞ’

Erken seçim tartışmalarına da değinen Ünal, “Cumhurbaşkanımız her seferinde altını çizerek seçimin Haziran 2023’te zamanında yapılacağını ifade ediyor. Şimdi AK Parti’nin sahada faaliyetleri üzerinden erken seçim iddiası son derece yanlış. Çünkü; AK Parti seçimden seçime sahada olan bir siyasi hareket değil. AK Parti sürekli olarak halkla ilişki içerisinde olan, seçmeniyle ilişki içerisinde olan, gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla, ana kademesiyle sürekli sahada olan bir siyasi hareket. Dolayısıyla AK Parti’nin saha çalışmaları üzerinden bir erken seçim beklentisi son derece yanlış. AK Parti’nin 19 yıldan beri iktidarda olmasının temel sebebi, son derece dinamik canlı bir teşkilat yapısı ve saha çalışmasının olması. Muhalefetin, erken seçim söyleminin genel sebebi maalesef, Türkiye’nin her şeyden çok ihtiyaç duyduğu güven ve istikrar ortamı. Hele hele pandemiyle beraber bütün dünyada ortaya çıkan istikrar ve güven ihtiyacını erken seçim tartışmaları üzerinden adeta baltalamak. Yoksa Türkiye’de erken seçim söz konusu değil” dedi.

Devamını Oku
Şevval Örs
Yazarın Kaleminden

Şevval Örs
sevvalors@cagingazetesi.com.tr

Yazarın sayfası

İmamoğlu Kurban bayramı önlemlerini açıkladı

İmamoğlu Kurban bayramı önlemlerini açıkladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çatalca Kestanelik Köyü’ndeki İBB Muhtarlıklar ve Gıda Dairesi Başkanlığı Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı “Kestanelik Mezbahası”nda düzenlenen toplantı konuşan İmamoğlu, İBB olarak 3’ü Avrupa yakasında, 3’ü de Anadolu yakasında olmak üzere, toplam 6 adet yüksek kapasiteli, modern kurban kesim ve satış alanına sahip oldukları bilgisini paylaştı. İmamoğlu, 21 farklı birimin katılımıyla oluşturdukları “Kurban Komisyonu”nun çok hassas bir çalışma yürüttüğünü belirtti. İstanbul’a sorunsuz bir kurban kesim sürecini yaşatmak istediklerini kaydeden İmamoğlu, “Bu çerçevede tüm kurban kesim alanlarımız gözden geçirildi. Fiziksel eksiklikleri giderildi. İhtiyaç görülen her alanda yenileme ve güçlendirme çalışmalarını arkadaşlarım hassas bir biçimde yaptılar” dedi. İBB kesimhanelerinde, sertifikalı kasap ve yardımcı hizmet elemanlarından oluşan 1000’i aşkın görevlinin 6 noktada İstanbulluların hizmetinde olacağı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Bayram süresince; zabıtasıyla, temizliğiyle, lojistiğiyle, sağlık veteriner hizmetleriyle, çevre temizliği ve koruma birimleriyle, teknik destek gibi alanlarda görev yapmak üzere tam 750 personelimiz sürekli sahada, kurban satış ve kesim alanlarımızda hazır bulunacak” diye konuştu.

Konuşmasında, İstanbul Vakfı üzerinden gerçekleştirdikleri kurban bağış kampanyasına da değinen İmamoğlu, geçen yıl 13 milyon liraya yakın bağış topladıklarını aktardı. Bu yolla 130 bin eve konservelenmiş kurban eti dağıtımı yaptıklarını belirten İmamoğlu, bu yıl, geçen seneki rakamın üzerine çıkmayı hedeflediklerini vurguladı.

Devamını Oku
Şevval Örs
Yazarın Kaleminden

Şevval Örs
sevvalors@cagingazetesi.com.tr

Yazarın sayfası

‘RTÜK İletişim Dergisi’ yayında

‘RTÜK İletişim Dergisi’ yayında
0

BEĞENDİM

ABONE OL

RTÜK’ten yapılan açıklamaya göre, Üst Kurul çalışanları tarafından hazırlanan dergi; Üst Kurul’un yayıncılık alanındaki konumu, düzenlediği alanın dinamik yapısı, yayıncılık teknolojilerinin topluma etkisi, teknik ve sosyal boyutuyla medyanın kapsamı ve içeriğinin önemi göz önüne alınarak uluslararası nitelikte dizayn edildi. İlk sayısı yayımlanan ‘RTÜK İletişim Dergisi’nde, medya çalışanlarının yararlanacağı bilgiler derlenerek sunuldu.

‘RTÜK İletişim Dergisi’ ilk sayısında; Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Prof. Dr. Kemal Sayar, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Prof. Dr. Edibe Sözen, Aydın Doğan Yalçındağ, Hasan Hüseyin Ertok, İbrahim Uslu gibi isimlerin aralarında bulunduğu yazarlar, okuyucularla buluştu. İlk sayısında ‘Medya ve İslam Düşmanlığı’nı özel tema olarak belirleyen ‘RTÜK İletişim Dergisi’, takviye edici gıda reklamlarının yanıltıcı yönü, engelli bireylerin medyada temsili, yapay zeka, medya okuryazarlığı, çocuk ve medya, yeni medya kullanım alışkanlıkları araştırması, ana akım medyada kadın temsili gibi çok farklı konu başlıklarına eğiliyor. ‘RTÜK İletişim Dergisi’, temmuz sayısıyla radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayıncılık alanında çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara ve engellilere ilişkin sorunlu konulara da ayrıca yer veriyor.

‘RTÜK’ÜN TÜM PAYDAŞLARLA BAĞLANTISI GÜÇLENİYOR’

RTÜK Başkanı Şahin, ‘RTÜK İletişim Dergisi’nin alana yeni soluk getireceğini belirterek, “Aziz vatandaşlarımızın görüş, öneri, beklenti ve taleplerine her zaman açık olan RTÜK, bu dergisiyle iletişim kanallarına bir yenisini daha ekleyerek tüm paydaşlarıyla bağlantısını daha da güçlendiriyor.  Bu vesileyle; desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimize, büyük bir özveriyle görev yapan kıymetli Üst Kurul Üyelerimize, yazılarıyla RTÜK İletişim Dergisine anlam katan yazarlarımıza, editoryal süreci yürüten ‘yayın kurulu’ ekibi ile bütün mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, sağlıklı günler diliyorum” dedi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.