h Dolar 13,5987 %0.04
h Euro 15,3002 %0.04
h Altın (Gr) 793,32 %-0,15
h Bitcoin 491957 %-3.37297
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
neslihan aslıhan

neslihan aslıhan

26 Ocak 2022 Çarşamba

DİĞER YAZARLARIMIZ

Covid 19 ve 2022 Sömestr Tatili

0

BEĞENDİM

ABONE OL

              6 Eylül 2021’de başlayan yüz yüze eğitim, sömestr tatiline girdi. Omicron boyutuna geçiş yapan Covid 19 pandemisinden tam iki yıl sonra öğrenciler karne almanın heyecanını yaşıyor. Bu sömestr, her zamankinden farklı bir yarıyıl tatili! Bu karne, sadece öğrencinin değil, öğretmenin, okulun, ailenin ve eğitim sistemin karnesi niteliğinde. Küresel iklim, küresel ekonomi, küresel gıda krizlerinden sonra küresel salgından dolayı tüm dünya yeni bir ortak kriz alanında daha buluştu. Koronavirüs pandemisinin en fazla vurduğu sektörlerden biri, bilindiği gibi eğitim sektörü oldu. Okullar kapandı ve uzaktan eğitim ön plana çıktı. Uzaktan eğitim teknolojisinin erişim imkânlarındaki aksamalar, ilköğretimden yükseköğretime kadar tüm seviyelerdeki öğrencileri etkiledi.

            Kriz İçinde Kriz

            Krizler karmaşık bir yapıdadır. Kişi, örgüt ya da toplumlarda görülen zor zamanları ve nasıl ele alınması gerektiğiyle ilgili riskleri taşır. Tüm bunlar belirsizliğe tahammülsüzlük, karmaşa, güçlük ve yüksek oranda stres yaratır. Krizin kaynağında, küresel bir çözüm beklenirken toplumu oluşturan diğer yapılar, kendi içlerinde yaşayabilecekleri krizleri karşılamak durumunda kalabilir. Tıpkı eğitimde yaşanan krizin, aileye yüklediği yeni görev gibi; karne krizini yönetmek.

            Karne travması yaşanmasın diyen anne babaların ne yapacaklarını bilemediklerini görüyorum. Pedagojik danışmanlığını üstlendiğim öğrenciler ve ailelerden yola çıkarak rahatlıkla söylenilirim ki pandemi koşulları göz önünde bulundurulmak suretiyle, karne durumları ele alınmalı. Psikolojik dayanıklılığı yüksek bireyler olmaları için yöntem ve modele ihtiyaçları olduğu unutulmamalı. Karne dönemi tutumları, kriz yönetebilme becerilerinin öğrenilmesi, öz güven ve öz saygının yerleşebilmesi için önem arz ediyor.

            Tatil Tatildir

            İlk defa karneyle tanışan, karne heyecanını yaşayan öğrenciler karnelerini gururla göstermek ister. Karne belgedir. Notlarından ve davranış puanlarından başka öğretmen yorumunun yer aldığı ve adının yazılı olduğu bu belge karşısında her öğrenci bir gayret gösterdiği için tebrik edilmelidir. Her gün okula gitmek bir gayrettir. Derse girmek için motive olmak ve çaba göstermek demektir. Özellikle ilköğretim öğrencileri gayretlerinden dolayı takdir edilmelidir. Ebeveynlere bütçelerini göz önünde tutarak hediye (ödül değil) vermelerini öneriyorum. Ayrıca hediyenin sürpriz olarak yapılması önemlidir. Tatilde geç kalkmak biraz daha geç yatmak oldukça normaldir. Ebeveynlerin, çocuklarının kuralları ihlal edeceğinden korkarak tatilleri bir önlem paketi haline getirmesini doğru bulmuyorum. Bilinmelidir ki öğrenme hiç durmaz. Tatilde eğlence ile devam eder. Gezerek, görerek, planlayarak ve programlama konusunda çocuklara yardımcı olunarak öğrenmenin başka bir bölümü yaşama geçirilir.

            Sözlerinize ve Tutumlarınıza Dikkat Edin!

             Notları yüksek olmayan bir karnenin sahibi, bilin ki mutsuzdur. Eleştirileceği duygusuyla başa çıkma mücadelesi veriyordur. Özellikle ergenlerin karnesi için ebeveynlerin geri bildirimleri ortak bir dil taşımalıdır. Öğrencinin sorumluluğu, öğrenciliğin gerektirdiklerini yerine getirmektir. Çoğunlukla, dönem itibariyle kırılgan karamsar ve takıntılı bir yapı içinde bulanabilen gençlere “Hiç önemli değil”, “Sen yeter ki iyi ol” tarzı cümleler gerçek bir değerlendirme yapılmasını imkânsızlaştırdığı gibi öğrenciyi, ihtiyacı olan yapıcı eleştirilerden de mahrum bırakır. Hiçbir şey söylemeyip küs ve kızgın bir tavır sergilerseniz öğrencinin hissettiği baskıyı beş katına çıkarıyorsunuz demektir. Ayrıca bilin ki ergenler, sözleriyle dile getiremediklerini bedensel olarak gösterip hasta olabilirler. Hastalanıp güçten düşmek depresyona davetiye çıkarır. Her öğrenci, başarılı olmak ve bunu ailesine gururla gösterebilmek ister. Çocuklarınızın dozunda övgüye ve eleştiriye ihtiyacı vardır.

            Tatil Sınırsız Teknoloji Değildir

            Özellikle küçük yaş gruplarının, kontrolsüz ve süresiz oyun oynamasına izin verilmesi yanlış tatil anlayışının gelişmesine sebep olduğu gibi teknoloji bağımlılığına da davetiye çıkarmaktadır. TV izlemek, çevrimiçi oyunlara dâhil olma ve internet kullanım sürelerini belirlemek gerekir. Zaman planlaması yapılması önemlidir. İlkokul ve ortaokul öğrencileri ders tekrarı yapmalı ve kitap okumaya özendirilmelidir. YKS sınavlarına hazırlanan lise öğrencileri ise günde üç saat mutlaka ders çalışabilmeli ve deneme sınavlarına girebilmelidir. Teknoloji kullanımının minimum seviyede tutulması, sınav stresi ile başa çıkma becerilerinin artmasına ve sınava yönelik çalışmalara daha fazla zaman ayırmaya yardımcı olacaktır.

            Sömestr tatili, biraz mola almak, dinlenirken eksikliklerini gidermek açısından iyi bir fırsattır. Bütün öğrencilere, krizlerini fırsata çevirebilecekleri iyi tatiller dilerim.

Neslihan ASLIHAN

Çift ve Aile Terapisti

Uzm. Psikolojik Danışman

Devamını Oku

Yeni Yılda Psikolojik Sağlamlılık

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Her Aralık ayının sonunda heyecanla beklenilen yeni yıl bu sene de belirsizlik durumunu koruyarak gündeme ağırlığını koydu. Aralık 2019 da Çin’den dünyaya yayılan Covid 19 virüsü tehditkar tavrını biçim değiştirerek sürdürüyor. Yeni tanımlarla bizi tanıştıran ve anlamlarını sorgulatan bir yıl oldu 2021. Delta, Omicron, belirsizliğe tahammülsüzlük, psikolojik dayanıklılık…Yeni alışkanlıklar yeni çabaları gerekli hale getirirken eskiye dönme hayali hükmünü yitirmiş görünüyor. Şimdilik anormal duruma verdiğimiz normal tepkilerle uğraşa duralım belirsizliğe tahammülsüzlük kapımızı çalmaya devam ediyor.
Hepimizi eşitlediği söylenilen Covid-19 hepimizi ayrı sınıyor. Kimimiz kayıplarımızın yasını tutarken kiminin hastası ve hastalığıyla mücadelesi devam ediyor. Bütün bunlara tanık olma hali ise başlı başına travma yaratıcı etkiye sahip. Bilindiği gibi travma, aniden geliyor ve hazırlıksız yakalıyor herkesi. Çoluk çocuk, yetişkin, gördüklerimiz duyduklarımız hepimizin kaygılarını artırdı. Ölmekten değil öldükten sora sevdiklerimize ne olacağını aşırı düşünmekten ruh sağlığı dengemizi kaybettik. Travmanın yanında travmatik etkilerle bizi karşı karşıya bırakan pandemi fiziksel dayanıklılığın yanında psikolojik sağlamlığı da ölçer oldu. Şimdilerde ise nasıl dayanacağız sorusu nasıl dayanıklı olabilirsek pandemi sürecini kolay atlatırız bölümünü araladı.
Psikolojik uyum sürecidir aslında psikolojik dayanıklılık. Karşılaştığımız veya maruz kaldığımız stres düzeyimizi yükselten bir süreci nasıl nasıl ele aldığımızla ilgilidir. Bu süreçte hastalanmamız olumsuz düşüncelere davetiye çıkarmamız olasıdır. Tüm zor koşullara rağmen sağlımızı koruyabiliyorsak psikolojik olarak dayanıklı oluruz. Zorlukları yaşamımızı tehdit eden bir güç olarak görürüz genelde. Psikolojik yönden sağlam insanlar zorlukları bir fırsat olarak ele alır ve olayları kontrol altına alabilme gücüne sahip olduklarının farkına varırlar. Stresli yaşam olayları karşısında gösterdiğimiz direnç bizi her geçen gün güçlendirir. Peki bu yalnızca güçlü kişilerin bir kişilik özelliği midir?
Araştırmalar bize psikolojik dayanıklılığın oluşmasında bazı faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Kişisel özelliklerimiz, fiziksel dayanıklılığımız, sosyalliğimiz ,zekamız, öz yeterliliğimiz başı çeker. 20201 bize tahmin edilen ve edilemeyen yönleriyle bir salgından küresel çapta nasıl etkilendiğimizi gösterdi. Aynı zamanda duygusal yönden nasıl dayanıklı olacağız peki sorusunu da! İlk sırada pozitif düşünmek ve felaket tellallığına dur demek gerekiyor. Pozitif düşünmek Pollyannacılık değil elbette. Düşüncelerimizi durduramadığımız zaman onların bizi nasıl yönettiğinin farkına varabilmek ve düşünceyi ele alma becerilerini geliştirebilmek önemli.Yaşamda her şeyin zıddıyla var olduğunu bilmek sihirli bir güç. İçimizdeki gerçek denge pozitif ve negatifliği kabul etmekle başlıyor. Bu durum başımıza gelenleri fark edip doğru isimlendirmeye yarıyor. Bu da kabullenmeye götürüyor. Tabi negatifliğe değil pozitifliğe ağırlıklı dikkati vermek gerekiyor. Olayları ya da gidişatı kontrol altına almayınca kendi duygu ve düşüncelerimizi alabilmenin pozitif gücüne odaklanmak direnç geliştirmeye yardımcı oluyor. Bu durumda çözüm odaklı olmaya geçiş yapıyoruz.
İyi bir uyku ve iyi beslenmeye özen göstermenin önemi yadsınamaz. Her şeyin normale dönmesini beklerken geçen süre yaşamın geri kalan bölümlerini ihmal etmeye gelmiyor.Öz bakım, kendimizi sevmek, sosyal çevreye ve sosyal desteklere yakın durmak yaşamı anlamlı kılıyor. Ortak acıların yaşandığını görmek ve bilmek ise güçlendirici etkiye sahip.
Psikolojik dayanıklılığınızın arttığı ve belirsizliğe tahammül etme gücünüzün farkına vardığınız bir sene diliyorum.

Neslihan ASLIHAN
Çift ve Aile Terapisti
Psikoterapist

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.